Gençler Yarınlara Nasıl Bir Eğitim Alarak Hazırlanmalıdır

0
5

Bir insanın, özellikle çocukluk ve gençlik dönemleri yarınlar için hazırlık dönemleridir. Bu dönemler, gelecekte insanların ihtiyaç duyulacak eğitimin alındığı; bilgilerin öğrenildiği, becerilerin kazanıldığı, yeteneklerin geliştirildiği, güzel davranışların, olumlu alışkanlıkların kazanıldığı, duyguların kontrolünün öğrenildiği, kişiliğin/karakterin oluştuğu dönemlerdir. Bu dönemlerde ne ekerseniz gelecekte onu biçersiniz. Bu günler gelecekte yaşanacak hayata hazırlık dönemidir. Çocukluk ve gençlik dönemleri yarının dünyasına zihnen, bedenen, ruhen hazırlık dönemidir.

Gelecekte hayatın her alanında, yapay zekanın, robotların kullanılmaya başlandığı bir dünyada; bilgisiz, donanımsız, vasıfsız insanların sorunsuz yaşaması, günün şartlarına uyum sağlaması zor olacaktır. Gelecekte diploması ve mesleği olan insanların iş bulabilmesi için diploma da yeterli olmayacaktır. Yarının dünyasında düşünen, araştıran, sorgulayan, bilgiyi kullanabilen, fikir üretebilen, kendisini yenileyen, yurtdışı tecrübesi olan, en az bir yabancı dili bilen, dünyadaki yenilikleri takip eden, yeteneklerini geliştiren insanlara ihtiyaç olacaktır.

Yarının dünyasına çocuklarımızı, gençlerimizi hazırlayabilmemiz için; öncelikle ezberci eğitim anlayışından uzaklaşılmalıdır. Ezberci eğitimden kasıt: Kişinin bilgiye sınavdan başarılı olana, diplomayı alana kadar ihtiyaç duymasıdır. Bilgi fabrikaya giren bir hammadde gibi olmalıdır. Nasıl ki fabrikaya giren hammadde çeşitli aşamalardan geçtikten sonra hayatı kolaylaştıracak bir esere dönüşüyorsa (kereste fabrikada belirli işlemlerden geçtikten sonra çeşit çeşit mobilyalara, eşyalara dönüşüyorsa), öğrenilen her bilgi de insanın hafızasındaki diğer bilgilerle; düşünme, sorgulama, tecrübe ve istişare ile birleşerek, insana faydalı olacak eserlerin üretileceği, hayatı kolaylaştıracak bir materyale dönüşmelidir. Bilgi güçtür. Bilgiye olan ihtiyaç ömür boyu devam etmelidir.

Anne ve babalar, çocuklarının sadece okul hayatında başarılı olup, iyi bir meslek sahibi olmasına değil, aynı zamanda gelecekte çalışacağı iş hayatında, sosyal hayatında, kuracağı aile hayatında da başarılı olmasına da odaklanmalı ve ona göre hazırlanması için gerekli çabayı göstermeleri gerekir.

Eğitim sadece okullarda verilmez. İnsanın ihtiyacı olan eğitimin bir kısmı okulda, bir kısmı ailede, bir kısmı da yaşanılan çevrede alınır. Öğrenme süreci doğumla başlar, hayat boyu devam eder.

Alınması gereken eğitimler:

Zihinsel eğitim: Okullarda verilen akademik eğitimdir. Okullar öğrencinin ihtiyacı olacak olan temel bilgileri, bilgiye nasıl ulaşılacağını, bilginin nasıl işleneceğini ve bilginin nasıl kullanılacağını öğretir. Öğretmenin görevi; öğrenciye bazı bilgileri öğrettiği gibi ona rehberlik etmektir. Okullarda öncelikle kendi tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, inancımız, değerlerimiz öğretilmelidir. Öğrenci öğrendiği bilgileri kullanmasını, gerektiğinde doğru olup olmadığını araştırmasını bilmelidir. Bilgi insanlığın evrensel mirasıdır, nerde bulunursa alınmalıdır. Bilgi işlenirken kimin dediği değil, ne dediği önemli olmalıdır. Öğrenci gerektiğinde olumsuzluktan bile olumlu bir ders çıkarmayı öğrenmelidir.

Bedensel Eğitim: Aynı zamanda yetenek eğitimidir. El becerisi, dil becerisi, bedensel becerilerin eğitimidir. Spor, sanat, beceri, yetenek eğitimidir. Her öğrencinin yeteneğine göre spor yağması, mümkünse sporun bir alanında uzmanlaşmasında fayda vardır. Öğrenci yeteneği varsa bir müzik aletini çalabilmeli; varsa müzik yeteneğini, resim yapma yeteneğini, el ve dil becerilerini, şiir okumayı, rol yapabilmeyi, satranç oyunu gibi oyunları oynamayı öğrenmelidir. Öncelikle kendisini ifade edebilmeli, güzel konuşma sanatını öğrenmelidir.

Duygusal zekâ eğitimi: Sevgi, korku, üzüntü, öfke, zevk, utanma, iğrenme gibi duygulara hâkim olma eğitimidir. Kişi duygularına ne kadar hâkim olursa hayatta o kadar başarılı olur. Kişi öfkelendiğinde sabretmeyip iradesine hâkim olamazsa, telafisi imkânsız hatalara neden olabilir. Bazen bir şeyi aşırı derecede severse onun hata ve kusurlarını görmez… Kişi eline, beline, diline hâkim olmayı bilmeli. Nerede nasıl konuşulacağını ve nasıl davranılacağını öğrenmelidir…

Ruhsal eğitim: İnsan sadece et ve kemikten meydana gelmemiştir. İnsanda ruh vardır. Hayatta başarılı, mutlu ve huzurlu olmak için ruhsal eğitime de ihtiyaç vardır. İnsan bazen paranın, makamın, sahip olunan imkanların çare bulamadığı acılarla veya sorunlarla karşılaşabilir. İnsan bazen çok sevdiği birini kaybediyor. Onun acısı ile kendi sağlığını da kaybediyor.  Bazen tıbbın çaresiz kaldığı bir hastalığa yakalanıyor. Bazen ekonomik bir felaket yaşıyor… Paranın ve sahip olunan imkanların çözemediği sorunlar, sabırla, inançla, bardağın dolu tarafına bakılarak çözülür. İntiharların nedenleri, yaşadığı olumsuzluklar sebebiyle hayata küsenler iyi araştırılmalıdır.

İnsan dünyanın imtihan dünyası olduğunu, dünyada kendisinden daha kötü durumda olanların da olduğunu, Allah’ın kimseye ölümsüzlük vermediğini… düşünmeli ve sabrı kendisine arkadaş etmesini bilmelidir. Unutmayın! Üzüntü, korku, kaygı, stres, öfke birçok hastalığın sebebidir. Özellikle üzüntü ve kaygı insanı şeker hastası yapar… Ruhsal sorunların çözümü inanç ve ibadetlerle sağlanır.

Karakter/Kişilik eğitimi: İnsan hayatı boyunca öğrenmiş olduğu bilgileri hafızasında depo eder. O bilgileri kişiliğine/karakterine göre kullanır. Karakter, kişinin olaylar karşısında sergilediği durum ve davranışlardır. Karakterin %70’i ailede, anne ve baba taklit edilerek, %30’ u aldığı eğitim ve yaşadığı çevrede gelişir. Olumlu davranışlar ve alışkanlıklar kazanmak, zamanı planlamak, planlı ve disiplinli bir hayat yaşamak başarıyı artırır.

Sosyalleşme eğitimi: Kişinin yaşamış olduğu toplumun kurallarına uyum sağlamasıdır. İnsanlarla güzel iletişim kurabilme, kendisini ifade edebilmedir.  Kişinin yaşadığı toplumun adetlerini, geleneklerini, kültürünü, kurallarını öğrenmesi, ona uyması ve saygı göstermesidir. Kişi sosyalleşmezse yalnızlaşır, insanlarla olumlu iletişim kurmada zorlanır.

Kişi topluma uyum sağlamazsa, hep kendi istediğinin olmasını isterse, kendisini diğer insanlardan farklı görürse insanlarla arsında sorunlar çıkmaya başlar. Kişi toplumda kendisine iyi bir yer edinmek istiyorsa: Kendisi için istediğini başkası için de istemeli, kendisine yapılmasını istemediği şeylerin, başkasına da yapılmasını istememelidir.

Çocuklara yaşına ve gelişimine uygun sorumluluklar verilmelidir. Özellikle erkek çocuklar ortaokul döneminden itibaren yaz tatillerinde güvenilir yerlerde çalışarak hayata hazırlanmalıdır.  Başkasının yanında çalışarak hayatı öğrenmeli. Para kazanmanın zorluğu, gerçek hayatı, hayatın zorlukları öğrenilmiş olur.

Kız çocukları tatil günlerinde ev işlerini öğrenmeli; yarının annelerinin ev işlerinde ihtiyaç duyacağı bilgi ve becerileri öğrenmelidir. Kızlar meslek sahibi olup çalışsa bile öncelikle iyi bir anne, iyi bir eş ve düzenli aile hayatının baş sorumlusu olarak yetiştirilmelidir. Parayla hizmetli tutulabilir ancak parayla annelik görevini yapacak biri bulunmaz. Çocuklara anne sevgisini anneden başkası veremez. Çocukların ilk ve en önemli öğretmeni annelerdir.

Ahlaki eğitimi: Öğrenciye iyi ve kötünün, günah ve sevabın, doğru ve yanlışın, hak ve adaletin, sorumluluk ve emanetin ne olduğunun öğretilmesi, uygulanması ve yaşam biçimi haline getirilmesidir.  Ahlak doğuştan değil, sonradan alışkanlık haline getirilerek kazanılır. Doğruluk, dürüstlük, hoşgörü, sevgi, saygı, adalet, hoşgörü, yardımlaşma, paylaşma, sabır, ana hakkı, baba hakkı, vatanseverlik gibi önemli değeler öğretilmelidir. Allah ve peygamber sevgisi öğretilmelidir. Ahlak eğitimi ile olumlu davranışlar edinilmesi sağlanır. İnanç ve ibadetler hayatı disipline eder, irade terbiyesini sağlar.

Eğitim ortamının güzel olması, istenilen araç ve gereçlerin olması eğitimden istenilen amaca ulaşmak için yeterli değildir. Öncelikle çocuklara daha küçük yaştan itibaren; okul, öğretmen, öğrenme, bilginin önemi, bilgiyi kullanmanın faydaları öğretilmeli ve sevdirilmelidir.

Önemli olan, çok şey öğrenmek değil, ihtiyaç duyulan ve ilerde lazım olacak faydalı ve doğru bilgiler öğretilmelidir. Öğrenci okuduğunu anlamalı, anladığından çıkarım yapabilmeli, öğrendiği bilgiyi kullanabilmeli, öğrendiği bilgi ve becerilerden yeni şeyler üretebilmeli ve kendisini sürekli yenileyebilmelidir. Parayı yönetebilmeyi, sorunları çözebilmeyi, zamanı verimli kullanmayı, kaliteli öğrenme yöntemlerini öğrenmelidir.

Alışkanlıklar, davranışlar ve beceriler küçük yaşlardan itibaren ailede kazanılır:

Zamanı planlama, zamanı verimli kullanma, verimli kitap okuma alışkanlığı kazanma, olumlu davranışlar kazanma, sorumluluklarını bilme ve yerine getirme, olumlu iletişim kurma, sevgi, saygı, bazı kurallar ailede öğrenilir.

Bazı eğitimler; yetenek ve becerilerin geliştirilmesi belirli yaşlarda olur. Yaş ilerledikçe müzik, spor gibi yetenek eğitimleri zor olur, çalışılsa da istenilen başarı elde edilemez.

İnsanın öğrenme süreci ömür boyu devam eder. İnsan bazen okuyarak, bazen dinleyerek, bazen görerek, bazen yaşayarak, bazen hissederek… öğrenir. Bazen bir sanat eseri veya bilimsel bir veri uzmanına çok şey anlatır…

Büyük bir şehrin bir ilçesinde öğretmenlere seminer verdim. Bir saatten fazla süren bir seminer oldu. Öğretmenler sessizce dinlediler. Koskoca salonda hiçbir öğretmenin not tuttuğunu görmedim. Seminerin sonunda sorusu olan var mı diye sordum. Soru soran olmadı. Koskoca salon beş dakikada boşaldı.

İnsanın öğrenme süreci ömür boyu devam eder. En kaliteli bilgi; konunun uzmanından elde edilen bilgidir. Konferans veya seminer gibi toplantılarda konuşmacı dikkatle dinlenmeli ve not alınmalıdır. Dinlenilen bir konuşmanın %30 akılda kalır, not tutulup tekrar edilmezse iki gün sonra çoğunlukla unutulur.

Konuşmalar dinlenirken not alınmalı, gerektiğinde sorular sorulmalıdır. Akıllı her insan kimin konuştuğundan çok ne konuştuğu le ilgilenmelidir. Akıllı adam en olumsuz bilgilerden bile olumlu sonuç çıkarabilmeli ve zamanını iyi değerlendirmelidir.

Bilginin doğru olması, kullanılabilir olması, bilgiden ders çıkartılması önemlidir. Bilgi ve öğrenme ihtiyacı hava gibi, su gibi, gıda gibi ömür boyu devam etmelidir. Dualarımızda bile Allah’tan bizlere faydalı ilim vermesini, ilmimizi artırmasını istemeliyiz.

İnsanın zamanını boşa harcamasına, kötü alışkanlıklar edinmesine, okuldan ve öğrenmeden uzaklaştıracak şeylerden, ortamlardan uzak kalması gerekir. Her türlü bağımlılıktan uzak durmak, teknolojiyi ihtiyacı kadar kullanmak, planlı, programlı ve disiplinli çalışmak; insanı okul hayatında, iş hayatında ve sosyal hayatta başarıya ulaştırır.

 

Hurşit EKİNCİ

Eğitimci- Yazar