Anne ve Babaların Çocuklarına Karşı Sorumlulukları

0
6256

 

Doğduğunda müjdeler verdiğimiz, sevinçten uçtuğumuz, yemeyip yedirdiğimiz, giymeyip giydirdiğimiz, onunla birlikte ağlayıp onunla birlikte güldüğümüz, hasta olduğunda başucunda sabahladığımız… çocuklarımız büyüdükçe sorun olmaya başladılar.

Günümüzde, anne ve babaların  çoğu, çocukları büyüdükçe çocuklarından şikayetçi olmaya başladılar: “çocuğum beni dinlemiyor, eve geç geliyor, kötü alışkanlıklar edinmeye başladı, kimlerle arkadaşlık ettiğini bilmiyoruz, ders çalışmıyor… “

Çocuklar arasında şiddet, çeteleşme, alkol, madde bağımlılığı…  artmaya başladı. Çocukların bir çoğu söz dinlemez, isyankar ve anne ve babasına asi olmaya başladılar.

Bugün gençlik çağına giren çocuklardan anne ve babaların çoğu şikayetçi. Bugün liselerimizde öğrenim gören öğrencilerdeki disiplinsiz tavır ve davranışlardan okul idaresi ve öğretmenler şikayetçi…

Ne oldu da o masum ve sevimli çocukların birçoğu saygısız, ilgisiz, kaba… insanlara  dönüşmeye başladılar? Aile ortamları, sevinç ve üzüntülerin paylaşıldığı bir ortamdan çıkıp otele dönüşmeye başladı. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile yapımızın bozulmaya başlaması büyük olumsuzlukların habercisidir. Nerede hata yaptık!..

Anne ve babalar olarak çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızı yerine getirmedik. Karınlarını doyurduk ama ruhlarını doyurmadık. Soru çözmeyi öğrettik ama sorun çözmeyi öğretmedik, sorumluluklarını aldık ama sorumluluk vermedik…

Anneler çocuklarının maddi ihtiyaçlarını giderdikten sonra,  onunla ilgilenmek, ona bir şeyler öğretmek ve gelişimine katkı sağlamak yerine, onu televizyon veya bilgisayarlardaki gelişimini olumsuz etkileyecek programlarla baş başa bıraktılar…

Çocuklarımız parklarda  arkadaşları ile oyun oynamaktan ve akranları ile arkadaşlık yapmaktan uzakta, kafes gibi evlerde büyütülmeye başlandı. Annelerin birçoğu  evlilik programlarına veya dizilere ilgi gösterdikleri kadar çocuklarına, çocuklarının gelişim ve eğitimine  ilgi göstermez oldular. Çocukların dede ve ninelerinin sevgi ve tecrübelerini paylaşacağı ortamlar yok edildi.

Bizler okullarımızda çocuklarımıza bilgiyi yükledik. Ancak bilgiyi davranışa dönüştürecek, bilgiyi işleyecek karakteri  (kişiliği) çocuklarımıza kazandıramadık. Şahsiyetli, sağlam karakterli çocuklar yetiştiremedik.

Kişiliğin geliştirileceği yer ailedir. Kişiliğin gelişmesini sağlayacak anne ve babadır. Onların davranışlarıdır, yaşam tarzıdır, değerleridir. Çocuğun hayatını şekillendirecek karakterin % 75’i     0-6 yaş grubunda kazanılır.

Bugün bile hala “çocuğum falan okulu bitirsin, falan mesleğe sahip olsun, makam sahibi olsun, çok para kazansın…” düşüncesindeyiz. Hiç, “sağlam karakterli, güzel ahlaklı, insana insanca değer veren dürüst iyi bir insan” olsun demiyoruz.

Biz çocuklarımız için güzel hayaller kuruyoruz, hayallerini gerçekleştirmesi için hiç bir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Bir an gözlerimizi kapayalım,  yirmi yıl sonrasını düşünelim. Hayal bu ya: Çocuğumuz hayalindeki üniversiteyi bitirmiş, hayalindeki mesleğe sahip olmuş, hayalindeki kişi ile yuva kurmuş… olsun. Peki! çocuğumuzun gelecekle ilgili  hayalindeki biz anne ve babaların yeri neresi, hiç düşündünüz mü? Ne ekerseniz onu biçersiniz…

Günümüzde, hayallerindeki her şeyi elde den çocukların anne ve babalarının nerde ve nasıl bir hayat sürdüklerini hiç merak edip araştırdınız mı?  Bu gün gördüğüm kadarıyla anne ve babaların çoğu, ıssız evlerde  çocuklarından gelecek bir telefonu bekliyorlar. Bayramdan bayrama hatırlanmaya bile razılar…

Evlatların bir çoğu anne ve babasını evinde bile görmek istemiyor… gerçek çoğunlukla bu.  Öncelikle çocuklarımızı ” adam gibi “ yetiştireceğiz. Adamın biri oğluna kızdığında hep “sen adam olamazsın” dermiş. Aradan yıllar geçiyor, delikanlı okuyup zamanın valisi oluyor. Adamlarını gönderip babasını huzuruna getirttiriyor. Vali önüne yaka paça atılan babasına bakıyor ve ona söyle diyor: “ Baba! Hani bana sen adam olamazsın , diyordum. Bak okudum vali oldum, diyor.” Adam oğluna bakıp şöyle diyor: “ Ben sana okuyamazsın demedim, adam olamazsın dedim. Adam olsaydın babanı böyle yaka paça huzuruna getirmez, sen onun ayağına giderdin.”

Allah’a itaatten sonra anne ve babaya itaatin geldiğini çocuklarımıza öğretsek ve bizlerde yaşantımızla güzel örnek olsak bu olumsuz tablolar yaşanmaz.

Çocuk anne ve babaya Allah’ın bir emanetidir. Allah (cc) çocukların sorumluluğunu öncelikli olarak anne ve babaya vermiştir. Çocuklarına güzel giyecekler, güzel yiyecekler, güzel oyuncaklar almakla, güzel okullara göndermekle… anne ve babanın sorumlulukları bitmez.

Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden (eşinizden, çocuklarınızda, sorumluluğunuz altındakilerden…) sorumlusunuz…»

Anne ve babalar çocuklarının maddi ihtiyaçlarını karşıladıkları kadar manevi ihtiyaçlarını da karşılamak zorundadırlar. Çocuklarına iyiyi, doğruyu, güzeli öğretmek ve topluma faydalı insan olarak yetiştirmek zorundadırlar.

Kuran-ı Kerimde : “Mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir imtihandır.” (Teğabün suresi-15)

“Ey İnananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” ( Tahrim suresi- 6) buyrulmaktadır.

İslam âlimleri ayet-i kerimenin emrettiği “ateşten koruma” işinin çocuğa verilecek eğitimle, ona iyiyi doğruyu güzeli öğretmekle ve güzel örnek olmakla  olacağını belirtmişlerdir.

“Bir baba, evlâdına güzel ahlaktan (terbiyeden) daha güzel bir miras bırakamaz!” (hadis-i Şerif)

Allah çocuğun eğitim ve terbiyesinden öncelikli olarak anne ve babayı sorumlu tutar. Anne ve babanın sevgi ve ilgisinden yoksun olarak yetişen çocuklar çoğu zaman sorunlu olurlar.

“Evlad kokusu, cennet kokusudur. Evlad dünyada nur, ahirette sürurdur.” (Hadis-i Şerif)

Anne ve babalar çocuklarına Allah’ın kendilerine  verdiği bir emanet nazarıyla bakmalıdırlar. Emanete hıyanet edilmez. Emanete en güzel şekilde sahip çıkılır. Emanetin en güzel şekilde hayata hazırlanması gerekir.

Anne ve babalar çocuklarının  yaptığı her işten paylarına düşeni alacaklardır. Anne ve baba hayırlı bir evlat yetiştirmişse, o  evlat güzel işler yaptığı sürece (sadakayı cariye) anne ve baba da paylarına düşeni (sevap olarak ) alacaklardır. Topluma zarar veren bir çocuğun anne ve babası, zamanında çocuğuna iyiyi doğruyu ve güzeli öğretmediği ve onu kötülükten alıkoymadığı için ilahi olarak sorumlu olacak ve payına düşeni (günah olarak) alacaktır.

Çocuklarımızı güzel yetiştirmek için yapmamız gereken sorumluluklarımız:

Anne ve babalar çocuk eğitimi ve aile eğitimi ile ilgili seminerlere katılmalı. Çocuk yetiştirme konusunda uzmanların görüşleri alınmalı. Konu ile ilgili kitaplar okunmalı, konu ile ilgili televizyon programları izlenmelidir.

Evler çocuklara güzelliklerin öğretildiği, güzel örneklerin yaşandığı, güzel davranışların kazandırıldığı ihtiyacı olan bilgi ve becerilerin öğretildiği birer eğitim yerine dönüşmelidir.

Ana okuluna başlamadan önce anne ve babalar en az  bir günlük eğitime alınmalı. Eğitimde, okulda çocuğa neler öğretileceği,  evde çocuğa karşı nasıl davranılması gerektiği, ev ortamının nasıl olması gerektiği, çocuğa hangi yaşta nasıl davranılması ve hangi yaşta nasıl sorumluluklar verilmesi gerektiği… anlatılmalı. Kısacası çocuğun okulda aldığı eğitimin devamı olarak evde neler yapılması gerektiği anne ve babalara anlatılmalıdır. Bu eğitimler zaman zaman devam yapılmalıdır. Okuldan velilere çocuk ve aile eğitimi ile ilgili bilgilendirme yazıları gönderilmelidir.

Anne ve babalar çocuğun gelişim sürecinde,  hangi yaşta çocuğa karşı nasıl davranılması gerektiğini, hangi yaşta neler öğretilmesi gerektiğini, çocuğa karşı nasıl rol model olması gerektiğini, çocuğun ilgi alanlarını, zayıf ve güçlü yönlerini ve yeteneklerin bilmeli ve ona göre davranmalıdırlar.

Bilgi sadece okulda öğretilmez. Bilgi doğumla başlayıp ölümle neticelenen bütün hayat boyunca öğrenilmelidir. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızı bilgili anneler yetiştirecektir.

Anne ve baba çocuk yetiştirmede ihtiyaç duyulan bilgi ve beceriyi öğrenmelidir. Çocukluk döneminde bilgi ve öğrenme düzeylerini geliştirmeden çok çocuğa olumlu davranışlar kazandırmaya çalışılmalıdır.

Evladın anne ve baba üzerindeki en önemli hakları: Eğitim hakkı, kardeşler arasında eşit muamele hakkı, helal lokma ile büyütme hakkı, oyun hakkı, güzel isim verme hakkı, meslek edindirme hakkı, dinini öğretme hakkı, evlendirme hakkı… vardır.

“ Çocuklarınızla yedi yaşına kadar oynayınız. On dört yaşına kadar eğitiniz. Daha sonra kendisi ile istişare ve rehberlik ediniz.” ( Hz. Ali)

Aslında Hz. Ali’nin bu sözü çocukla ilgili neler yapılması gerektiğini özetliyor: 0-7 yaş grubunda çocukla ten teması önemli. Yani çocuklar arasında ayırım yapmaksızın sarılmalı, öpmeli, onlarla güreşmeli… Anne ve babanın sevgisi ile büyüyen çocuk hem sorunsuz olur, hem de öz güveni yüksek olur.

“Çocuklarınızı yaşayacakları çağa göre yetiştirin” ( Hz. Ali)

Çocuklara yaşayacakları çağın (yarınların) ihtiyaçlarına göre kız ve erkek çocuk ayırımı yapılmaksızın eğitim almaları sağlanmalıdır.

Çocuklar sekiz yaşından itibaren yaptıklarının farkına varmaya başlar. Sekiz yaşına kadar hata yaptıklarında söz ve davranışlarla hata yaptıkları belirtilmeli, şiddet uygulanmamalıdır.

Çocuk büyüdükçe ailede onun da görüşüne değer verilmeli, hata yaptığında ona kendisini ifade etme şansı verilmelidir. Çocuk bir şeyleri anlatmak istediğinde değer verip sonuna kadar dinlenmelidir.

Anne ve babalar güzel örnek olmalı, tatlılık ve yumuşaklık ile yaklaşmalı, çocuğun yaşına uygun davranmalı, ona sorumluluk vermeli, onun kendisini ifade etmesi imkanı vermeli, şiddet uygulamamalıdır.

Anne ve baba çocuklarını zihnen, bedenen, ahlaken ve ruhen hayata en güzel şekilde hazırlamalıdır.

Çocuklarımıza yarının ihtiyacı olan donanımlarla donanmış kaliteli ve nitelikli bir eğitim vermeliyiz.

Çocuklarımız bizlere emanet olarak verilen evlatlarımızdır, istediğimiz gibi kullanacağımız mallarımız değildir.

Hurşit EKİNCİ