Başarılı Yönetici Olabilmenin Kuralları

0
5096

 

Başarılı yönetici (idareci) olabilmek için birkaç fakülteyi derece ile bitirmek, birkaç dil bilmek, alanında profesör unvanını elde etmek,  kanun ve mevzuatı çok iyi bilmek… yetmez! Öyle olsa idi: Bugün dünyanın en zengin insanları  ekonomi profesörleri olurdu.

Yöneticinin çok konuşması, kendi reklamını yapması, kendi çevresinin onun reklamını yapması, basını iyi kullanması… onun başarılı bir yönetici olduğu anlamına gelmez.

Bir yöneticinin başarısını ölçmek için: Yönettiği kurumun amaç ve hedeflerine ulaşmada neler yaptığı, kurumu nereden alıp nereye getirdiği, kurum için ne kadar proje hazırladığı, ne kadarını hayata geçirdiği, huzurlu bir çalışma ortamı  oluşturup oluşturamadığı, çalışanların ve müşterilerin (kurumdan hizmet alanların ) memnuniyetinin nasıl olduğuna bakılır…

Ticari amaçlı şirketlerdeki yöneticinin başarısını ölçmek için, şirketin bilançosuna bakılır. Şirketin mali yapısını ne kadar güçlendirdiği, ne üretip, ne sattığı… önemlidir.

Önemli olan çarkın dönmesi değil, daha verimli dönmesidir.

Yöneticiliğin Çeşitleri

Devlet yöneticiliği (idareciliği):  Devlet yönetiminde  yöneticiler atanırken; çoğunlukla iktidar sahipleri kendi tanıdıklarını veya tanıdıklarının referansı ile gelen kişileri yönetici olarak atarlar. İktidarda olanların kendi ekibi ile çalışması en doğal olanıdır. Ancak, yönetici seçiminde sadece ehliyet ve sadakat aranmamalı. Liyakat da aranmalıdır.

Başarılı bir yöneticide bulunması gereken şartların en fazlasının bulunduğu yönetici adayının tercih edilmesi başarıyı artırır.

Özel sektör yöneticiliği: Özel sektör yönetici seçerken, alanında deneyimli, kendini ispat etmiş başarılı insanları seçer. Bir işadamı “ Akrabalarıma maddi yardımda bulunurum, ama onlarla çalışmam. İş hayatında profesyonellerle çalışırım” diyor. Bazı büyük şirketler                “ kurumlarında damat ve gelinlere yönetimde görev verilmemesi ”  gibi prensipler uyguluyor… Özel sektör kar amaçlı çalışır. Kar edebilmek için fedakarlıktan kaçınmaz. Şirkete faydalı olmayan hiçbir yönetici veya çalışanı barındırmaz.

STK (sivil toplum kuruluşları) yöneticiliği: Yöneticiler oy çokluğu ile seçilir. Gönüllü teşekküllerdir. Kar amaçları olmadığı için daha çok fedakar insanlar yönetici olarak seçilir. Profesyonel yönetici olup olmaması önemli değildir.

Diğer yöneticilikler: Aslında anne ve baba da birer yöneticidir. Evin de bütçesi, kuralları vardır. Anne ve babanın başarılı olması, başarılı çocukların yetişmesini ve mutlu bir aile ortamının oluşmasını sağlar.

Kısa bir süre için de olsa başka insanların  sorumluluklarını alan herkes bir yöneticidir.

Özel sektörde veya sivil toplum kuruluşlarında yöneticilerin başarısız olması halinde zarar sadece o kurumları etkiler. Devlet yönetiminde yöneticinin başarısız olması çok daha geniş kitleleri etkiler.

Devlet yönetiminde insanları belirli makamlara yönetici olarak getiren kişilerin de en azından manevi sorumlulukları vardır. “ Bir insan güzel bir işin yapılmasına sebep olsa,  hatta o kişi ölüp gitse bile amel defterine o güzellik yapıldığı sürece sevaplar yazılır. Bir kişi kötü bir işin yapılmasına sebep olsa, hatta o kişi ölse bile o kötülük yapıldığı sürece amel defterine günah yazılmaya devam eder.”

Yöneticilerin seçilmesinde karar merciinde bulunan kimselerin yaptığı işlerin sorumluluklarını bilmesi gerekir. Ehliyetli ve liyakatlı kişilerin yönetici olarak atanabilmesi için gerekli araştırmalar birkaç kaynaktan yapılmalıdır. Adayın tek özelliğinin birilerinin yakını, bir yerlere üye olması… olmamalıdır.

Yöneticinin, başkalarının etkisinde kalması, kendi çıkarını düşünmesi, korkak olması, kişiliksiz olması… başarının önünde engeldir. Yönetici seçilirken kağıt üzerindeki bilgilerin yanında farklı kaynaklardan da araştırmalar yapılmalıdır.

Hz. Ali yöneticiler ile ilgili olarak şöyle diyor: “ Bir kişinin yöneticiliği kötü kendisi iyi ise, menfaati kendine zararı topluma olur. Kendisi kötü yöneticiliği iyi ise, menfaati topluma, zararı kendisine olur”

Yöneticide bulunması gereken bazı vasıflar (özellikler) evrensel, bazı vasıflar özeldir. Yöneticilerde bulunması gereken:

Genel özellikler:

Ehliyet ve liyakat: yönetici görev yapacağı  alanla ilgili eğitim almış olmalı. Çalıştığı kurum veya işletmenin amaçlarını, hedeflerini, misyon ve vizyonunu, stratejilerini,  kurumun mevcut durumunu, zayıf ve güçlü yanlarını, ihtiyaçlarını iyi bilmelidir. Aynı işi yapan kurumların çalışmalarını ve dünyadaki gelişmeleri takip etmelidir. Bilgi, tecrübe ve  temsil kabiliyeti olmalıdır.

Adalet: Haklı olana hakkının verilmesi, insanların yönetime olan güvenini artırır. İnsan hakkını alamazsa toplumda huzursuzluklar baş gösterir.  Güçlü olanın, adamı olanın değil, haklı olanın kazanması önemlidir. Hz. Ömer gibi adaletli yönetici olmaya çalışılmalıdır.

İstişare: Bir konuda karar verilmeden önce konunun tarafları ve konunun uzmanlarınca istişareler  yapılmalıdır. Ekibin elemanları özgürce fikirlerini söyleyebilmeli, konu enine boyuna (her yönüyle) konuşulmalıdır. İstişareye dayalı olarak verilen kararlarda hata yapma oranı az olur. Yönetici yapılan ve yapılacak olan çalışmaları uygun gördüğü kişilerle zaman zaman paylaşmalıdır.

Fatihin başarısının arkasında Ak Şemsettin, Molla Gürani gibi bilge insanlar vardı.

Büyük İskender’in başarısının arkasında bir Eflatun, bir Aristo vardı.

Cesaret: Her türlü istişare ve çalışma yapıldıktan sonra alınan kararları cesurca uygulamak başarıyı artırır. Kararsızlık ve korkaklık kaybettirir.

Sabır: İnsan görev yaptığı sürece zaman zaman sıkıntılarla veya olumsuz durum ve sonuçlarla karşılaşabilir. İnsanlar olumsuzluklara üzüleceğine olumsuzluklardan kendine ders çıkarmalıdır. Olumsuzluklar karşısında sabır etmek çok önemlidir. Öfkesine hakim olamayan yöneticiler telafisi zor zararlara neden olabilir.

Dürüst ve güvenilir olmalı: Yöneticinin sözleri ile davranışları aynı olmalı. Eğitim camiasında bir söz vardır: “ Öğrenci öğretmenini severse dersini de sever.” “Personel amirine güvenirse onu sever, onun başarısı için çalışır.”

Yöneticinin özü sözü bir olmalı. Konuştukları ile yaptıkları farklı olmamalı. Birilerine şirin gözükmek veya günü kurtarmak, göz boyamak için iş yapılmamalıdır. İnsanlar o görevden ayrıldıklarında bile arkasında güzel eserler bırakmalı ve saygıyla anılmasını sağlayacak işler yapmalıdır. Önemli olan doğru olanı yapabilmektir.

Affedici olmalı: Hata eden personelini hemen cezalandırma yoluna gitmemeli, konuyu her yönüyle iyice araştırmalı,  gerekirse affedebilmeli. Affedilen bir kişi görevine daha sıkı bağlanır.

Yönetici, muhatabının beden dilini ve niyetinin ne olduğunu anlayacak kabiliyette olmalıdır. Asıl olan insanların niyetleridir. Bazen insan iyi niyetle bilmeden hata edebilir. Bu tür insanlar cezalandırılmamalı, hataları uygun bir şekilde kendilerine söylenmelidir.

Muktedir olmalı: Yönetici doğru olduğuna inanarak aldığı kararları, verdiği emirleri  takip etmeli ve uygulamada ısrarcı olmalıdır. Birileri ne der anlayışı ile gevşek davranırsa güvenilirliği ve başarısı yok olur.

Bilgili olmalı : Yönetici görev yaptığı işi ile ilgili bilgisinin yanında, yaşadığı çağı, insanların yaşadıkları ortamı, insanların psikolojilerini ve sosyolojiyi ( insanların yaşadığı ortam ve içinde bulundukları durumu) iyi bilmelidir.

“Dünyanın düzelmesi için ya kralların filozof veya filozofların kral olması lazımdır.” (Eflatun)  Yönetici, gerektiğinde bir filozof kadar düşünceli, bir kral kadar kudretli olabilmelidir.

Özgüven sahibi olmalı: Yönetici bilgi ve tecrübesi sonucu vereceği kararlarda ve yapacağı işlerde kendinden emin olmalıdır. Her hali ile çalışanlara örnek olmalıdır. Yönetici sadece kanun uygulayıcı değil, lider olmalıdır.

Kanun ve mevzuatı iyi bilmeli: Yöneticiler kanun ve yönetmelikler çerçevesinde kurumun misyon ve vizyonuna uygun çalışmak zorundadırlar. Kanun ve yönetmelik devlet kurumlarında çok önemlidir. Yapılan bir hata gün olur o insanın ayağına dolaşır.            Yönetici mevzuat konusunda sıfır hata ile çalışılmalıdır. “Korkulu rüya görmektense uyanık kalmak daha iyidir.”

Ulaşılabilir olmalı: Yönetici halktan kopuk olmamalı. İhtiyaç sahibi olanlar kolayca yöneticiye ulaşıp sorunlarını paylaşabilmelidir. Bir kişi yönetici karşısında kendisini rahatça ifade edemiyor, ondan çekiniyorsa o kişi iyi bir yönetici değildir.

İnsiyatif alabilmeli: Bazen her şey kanun ve yönetmeliklerle çözülmez. Acil işi çıkmış olan bir öğretmen izin istediğinde, okul müdürü izin almak için Milli Eğitim Müdürlüğünü  ve Kaymakamlığı adres olarak  gösterirse personelin kuruma olan güveni azalır. Öğretmen resmi izin alma prosedürünü  bir günde zor tamamlar. Onun acil izne ve zamana  ihtiyacı vardır. Yönetici, öğretmenine “hocam sen işini hallet ben senin yerine derse girerim” derse o personelin kurumuna ve okul yönetimine olan güveni artar. Fedakarlıklar fedakarlığı getirir. Gün gelir ihtiyaç olduğunda o personel üzerine düşeni fazlasıyla yapar. Güven duygusu verimli çalışmayı, verimli çalışma da başarıyı getirir.

Hesap verebilir olmalı: Yönetici yaptığı her şeyin hesabını sadece amirlerine değil, gerektiğinde ilgili kişilere de  şeffaf bir şekilde verebilmelidir. Gerektiğinde üst amirler maiyetindeki (sorumluluğu altındaki) yöneticilere “ sen bu kurumu aldığında kurumun durumu ne idi şimdi ne? Nereden aldın nereye getirdin, neler yaptın?…” diye hesap sormalıdır.

Yönetici, yaptıklarından dolayı bu dünyada olmasa bile ahirette hesaba çekileceğinin bilincinde olmalıdır. “Kimsenin hakkı kimsede kalmaz, ama bu dünyada ama ahirette.”

Özel yetenek ve özellikler

Alanında uzman olmalı: Alanı ile ilgili bilgi ve tecrübeye sahip olmalı. Alanı ile ilgili yenilikleri ve yapılan çalışmaları takip etmeli. Alanı ile ilgili projeler üretebilmeli ve uygulamaya koyabilmelidir. Mümkünse “aranan insan” olmalıdır.

Eleştirel düşünce yapısına sahip olmalı: Yönetici kendi fikirlerinin eleştirilmesini  anlayışla karşılamalıdır. Bir iş yapılacaksa neden yapılması gerektiğini, yapılmayacaksa neden yapılmaması gerektiğini ekibine anlatmalıdır.

Yapmak istediği iş eleştirilince, gerekçelerini anlatıp muhatabını ikna etmelidir. Yöneticide güç bende ben istediğimi yaparım düşüncesi hakim olursa, hem başarısızlık olabilir hem de insanların yöneticinin  aleyhinde konuşmaları engellenemez. Yöneticinin dediği değil, doğru olan yapılmalı. Hatadan dönmek erdemliliktir.

Hz. Peygamber Bedir savaşında ordusunu yerleştiriyor. Savaş konusunda uzman olan sahabeden bazıları diyor ki: “ Ya resulullah bu yaptığın işi sana Allah mı emretti yoksa kendi görüşün mü? diye soruyorlar. Hz. Peygamber kendi görüşü olduğunu söylüyor. Sahabe durumun yanlışlığını ve nasıl yapılması gerektiğini (bütün su kuyularının kapatılması ve tek kalan su kuyusunun yanında karargah kurulmasını… ) anlatınca Hz. Peygamber fikrinden vaz geçiyor. Bu alanda Hz. Peygamberin şahsi görüşü değil, uzman olan kişilerin görüşüne uyuluyor. Hz. Peygamber kendi görüşünde ısrar etmiyor. Sahabenin görüşünü kabul ediyor.

Kendini ifade edebilmeli: Yöneticinin kendisin ifade edebilmesi, fikirlerini savunması başarısını artırır. İnsanların kafalarındaki kurumla ilgili sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. . İnsanları (iş gören ve hizmet alan) dinlemeli, gerekli notları almalıdır. Gerektiğinde sorumluluklarını ekibi ile paylaşabilmelidir.

Vizyon sahibi olmalı: Kurumu  daha ileri noktalara taşımak için kendisine belirlemiş olduğu hedefleri olmalı. Hedefler gerçekçi ve uygulanabilir olmalıdır.

Yeniliklere açık olmalı: Sürekli kendisini yenilemeli. Alanı ile ilgili yenilikleri takip etmeli. Bir zamanlar NOKIA telefonuna sahip olmak ayrıcalıktı. Kendisini yenileyemediği için, pazar payını yok etti ve bitti…

Hz. Ali “İlim Çin de de olsa alınız” sözü ile günümüze mesaj veriyor.

İlim insanlığın ortak malıdır, nerede bulunursa alınmalıdır. İnsan arı gibi olmalı: Hangi çiçekten bal alacağını bilmeli. Kimin dediği değil, ne dediği önemli olmalı.

Bir okul müdürüm vardı. Çok çalışkandı. He sabah erkenden okula gelir gece yarısına kadar okulda kalırdı. Hatta cumartesi ve pazar günleri bile okula giderdi. Çok fedakardı. Her şeyi kendisi yapardı. Gerektiğinde tuvaletleri bile temizler, eline keseri alıp okulun tamirini yaparmış. Kuruma zarar verdiğinin farkında bile değildi. Müdür yardımcılarının yapması gereken işleri bile o yapıyordu.

Biz o okula bilgisayarı, bilgisayar dersini ve bilgisayar laboratuvarını o müdür okuldan ayrılana kadar koyamadık. Hep bahaneler üretildi. Öğrenciler yıllarca bilgisayar  eğitiminden mahrum kaldı. 2003-2004 öğretim yılında İlçedeki bütün öğretmenlere 160 saatlik bilgisayar kursu verdik. Bizim müdür bilgisayar kursuna katılacaklar  listesine kendi ismini eklememiş, bizde farkına varamadık.

Daha sonra gitmiş olduğu okulun müdür yardımcısı  anlatıyor: “Hastaneye gidecektim. Müdür beye dedim ki ‘ müdür bey ben hastaneye gitmek zorundayım. Öğretmen arkadaşlardan biri sevk için gelirse şuraya tıklayacaksın, o kişinin ismine tıklayacaksın.., sevk kağıdını yazıcıdan çıkartıp imzalayıp vereceksin… “ dedim. Mausu istenilen yerin üzerine getirip te programı açamadı…

İyi idareci olmak için iyiliksever olmak, çok çalışmak  yetmez. Kurumu daha ileri hedeflere ulaştırmak ve istenilen vasıfta eğitim vermek ve üretim yapmak gerekir.

Zamanı iyi kullanmalı: Yönetici zamanı iyi değerlendirmeli, yapması gereken işleri zamanında yapmalı,  geçerli bir mazereti olmadıkça ertelememelidir. Zamanı planlamak ve hangi gün hangi işlerin yapılacağını planlamak ve takip etmek önemlidir.

Ekibini  motive etmeli: Yönetici davranış ve yaptıkları ile samimi olduğuna ekibini inandırmalıdır. Ekibini çalışırsa başarabileceğine inandırmalı, ufak tefek olumsuzluklar karşısında yılmamalı, ekibini yüreklendirmelidir. Gerektiğinde ekip ödüllendirilmeli, başarıdaki payı için yönetici tarafından teşekkür edilmelidir. Yönetici, ekip arkadaşlarının sevinçli veya üzüntülü zamanlarında, özel günlerinde  yanlarında olmaya özen göstermelidir.

Kurum kültürü oluşturulmalı: Kurumda çalışanlar ben değil biz demeli. Kurumda her şey konuşulması gereken kişilerle konuşulmalı. Kurum çalışanları kurumu sahiplenmeli. Kendisini kurumun bir parçası olarak görmelidir.

Hedeflerini planlamalı: Yıllarca okullarda öğretmenlik, müdür yardımcılığı, okul müdürlüğü, milli  eğitim müdürlüğü, yedek subaylık, sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yaptım. Yıllarca stratejik planlar yapılır, duvarlara asılır. Bir Allah’ın kulunun da onu okuduğunu ve bir işe yaradığını görmedim. Yıllarca eğitimle ilgili projeler hazırlanır, ” bu olmadı şunu deneyelim… “ konuşmaları yapılır…  Proje bittiğinde her şey unutulur.  Şimdi de eğitimde Fillandiya modelinden bahsediliyor. Ne kadar proje yapılırsa yapılsın, o projeyi uygulayacak personelin ona inanması ve o işi sahiplenmesi lazım. Personel o işi sahiplenmez ve inanmazsa geçmişte olduğu gibi hiçbir proje başarıya ulaşmaz. İnsanların çoğu göz boyama peşinde. İbadet aşkı ile bu işi yapmak lazım.

Ülkenin birinde çok meşhur bir ressam varmış. Güzel eserler yapar öğrenciler yetiştirirmiş. Öğrencilerinden biri eğitimini tamamlamış. Ressam öğrencisine diyor ki “ Güzel bir resim yap ve onu şehrin meydanında insanların göreceği bir yere koy. Resmin yanına kırmızı bir kalemle birde not bırak. Notta ‘resimdeki beğenmediğiniz yerleri çizin’ diye yaz, diyor. Öğrenci denileni yapıyor. Bir hafta sonra resmi almak için gittiğinde resmin tamamen karalanmış olduğunu görüyor. Resmi hocasına getiriyor. Resmi gören ressam öğrencisinden yeni bir resim yapmasını ve resmini şehrin meydanındaki aynı yere koymasını ve resmin yanına bir kalem ile “bu resimdeki beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz” yazan bir not bırakmasını istiyor. Öğrenci denileni yapıyor. Öğrenci bir hafta sonra resmi almaya gidiyor. Resme baktığında resmin üzerinde hiçbir işaret olmadığını görüyor. Resmi alıp hocasına getiriyor. Hocası resme bakıp diyor ki: “ İnsanlarda kusur bulmak, eleştirmek kolay. Ancak çözüm üretmek zordur.” Hata ve kusurları aramak yerine sorunların çözümü için projeler üretilmelidir.

“Erdemli insan, kendi hata ve kusurunu aramaktan başkasının hata ve kusurunu aramaya vakit bulamayandır.”

Hediye almamalı: Yönetici göreve başladığında eş ve dostlardan başka onunla işi olan, yapmakta olduğu işi dolayısıyla onunla çalışmak zorunda olanlar çeşitli hediyeler alarak gelirler.  Bir müddet sonra yemeğe davet ederler… Yöneticinin kimseye minnet borcunun olmaması lazım.

Hz. Peygamber zekat toplama memurunu zekatları toplamak üzere görevlendirir. Memur toplamış olduğu zekatları getirip Beytülmale (devlet hazinesine) teslim eder. Hz. Peygamber zekat toplama memurunun yanında kalan bir miktar mal görür ve onun kime ait olduğunu sorar. Zekat toplama memuru “bana hediye olarak verdiler” der. Hz. Peygamber “ Eğer sen bu görevle görevlendirilmemiş olsaydın sana bu hediyeyi verecekler mi idi, diye sorar. Zekat toplama memuru hayır deyince Hz. Peygamber o malları da alıp Beytülmale (devlet hazinesine) koyar.  “Bugün hediye alan yarın emir almaya başlar.”

Ekip arkadaşlarını iyi tanımalı: Yönetici ekip arkadaşlarının bilgisini, kişiliğini, zayıf ve güçlü yönlerini bilmelidir. Ekip arkadaşlarının yeteneğine göre görev verirse hem çalışan mutlu olur hem de başarılı olunur. Toplantıdan hoşlanmayan bir elemanı toplantıya göndermek ona zulüm gelir…

Amirlik taslamamalı: Yönetici gücünü makamından almamalı. Gücünü bilgisinden, becerisinden, kişiliğinden, kendine olan güveninden almalı. İnsanlara amirlik taslamamalı ve bu benim görevim, ben bu işten ücret alıyorum, aldığım ücreti hak etmeliyim, aileme helal lokma götürmeliyim düşüncesinde olunmalıdır.

İşini sevmeli: Yönetici yaptığı işi sevmeli. Kişi işini ne kadar severse o kadar  başarılı olur. İşini sevmeyen bir yönetici başarılı olamaz.

Personeline güven duygusu vermeli: Yönetici kılık kıyafeti, yaşam tarzı tavır ve davranışları ile örnek olmalıdır. Zaman zaman çalışanlarla çaylı toplantılar yapmalı, onların güzel sözlerle onore etmelidir. Başarıdaki paylarının takdir edilmesi çalışanların motivasyonunu artırır.

Büyük şirketlerden birinde  yönetici yardımcısı olarak çalışan bir arkadaşımın, kurumunda çalışan ve çok başarılı olan CEO ile ilgili olarak bana aktardıklarını sizlerle paylaşmak isterim: “Fabrikaya ne kadar erken gidersem gideyim o CEO benden önce gelmiş oluyor. Ufak tefek bir adam. Bir elinde kalem, bir elinde bloknotla dolaşır. Yerde bir izmarit görse hemen alıp çöp kutusuna atar. Çalışanlar utancından yere çöp atmazlar. Çalışanlardan biri hasta olsa evine çiçek gönderir, hediyeler gönderir, halını hatırını sorar, gönlünü alır.  Fabrikada ustalarla dost olur onların omuzun elini koyar. Hal hatır sorduktan sonra : “ Ustacığım bu bölümde verimliliği artırmak için neler yapabiliriz…”  ustalar onunla rahatça iletişim kurar ve tecrübelerini aktarırlar…

Denetim ve rehberlik yapmalı: Yönetici çalışanlarına rehberlik etmeli, verdiği emirleri takip etmelidir. Yaptığı kontrol ve denetimlerde yapıcı tutum sergilemeli, hata gördüğünde düzeltip rehberlik etmeli, insanları hatalarından dolayı kırmamalıdır. Çalışma ortamında huzur sağlanmalıdır.

Vicdan ve merhamet sahibi olmalı: Yönetici katı, acımasız, sadist ruhlu olmamalıdır. Kendisini karşısındaki kişinin yerine koyabilmeli, empati yapabilmelidir.

Yöneticilikte başarılı olmuş insanların hayat hikayelerini okumalı: Başarılı yöneticilerin yaptığı çalışmalar, bıraktığı eserler ve başarılarındaki sırlar araştırılmalıdır.

Zaafiyeti olmamalı: Yönetici dünya malına veya nefsinin heva ve hevesine düşkün olmamalı. Harcamaları gelirinden fazla olmamalı. Kötü alışkanlığı ( kumar… ) olmamalıdır.

Yönetici kendisinden önceki yöneticileri kötülememeli, geçmişin hatalarından ders alıp daha güzel işler yapmaya çalışmalıdır.

Yöneticiler de zaman zaman kendi nefis muhasebelerini yapmalı ve kendilerini sığaya (hesaba) çekmelidir. Ben görevimle ilgili neler yaptım, hangi projeleri hayata geçirdim, eserlerim neler,  benim bu kuruma katkılarım neler… diye düşünmelidir. Kuruma faydalı olamıyorsa gerektiğinde bırakıp gitmesini bilmek bir erdemliliktir.

Hiçbir kimse bulunmaz “Hint Kumaşı” değildir. Hiçbir  kimse vazgeçilmez olmamalıdır…

Yöneticilerin görevden alınması sürecinde, kişinin hukuki haklarının yanında o yöneticinin kurumda başarılı olup olmadığının değerlendirilmesi de önemlidir.

Yöneticiler için yıllık performans değerlendirilmesi yapılmalı ve çıkan sonuca göre görevine devam edip etmemesine karar verilmelidir. Performans değerlendirilmesi objektif ve tarafsız olmalıdır.

Yöneticiler bıraktığı güzel eserleri ile kuruma bir şeyler katmalıdır. Kurumdan nemalanan, kurumun imkanlarını başkalarına peşkeş çeken  yönetici iyi bir yönetici değildir. “ At ölür kalır semeri, yiğit ölür kalır eseri.” (atasözü)

Kanun ve yönetmelik ve kuralların hakim olduğu bir yönetim anlayışı egemen olmalıdır. Verilen  imtiyazlar zamanla kazanılan hak olarak görülmeye başlanır.

Yöneticilikte ne yaparsan yap, çoğu zaman senin değerin karşındakinin işine geldiği kadar olmamalıdır.

Hurşit EKİNCİ