Aile İçi İletişimin Önemi ve Nasıl Olması Gerektiği

0
4613

 

Ailede huzur, mutluluk ve başarının olabilmesi için, aile bireyleri arasındaki iletişimin güzel olması gerekir. Sağlıklı bir iletişimin olmadığı yerde insanların birbirlerini anlamaları, aralarındaki sorunları çözebilmeleri, birbirlerine faydalı olabilmeleri  ve kendilerini gerektiği gibi ifade edebilmeleri çok zordur.

İletişim, insanların bilgi, duygu ve düşüncelerini başkalarına aktarmasıdır.

İletişim süreci: Bilgi üretme, bilgiyi aktarma ve bilgiyi anlamlandırma sürecidir.

Aile içi iletişim:  Aile bireyleri arasında karşılıklı olarak bilgi, duygu, düşünce, beceri, tutum ve davranışların paylaşılması demektir.

İki kişi arasındaki karşılıklı konuşmada bilgi paylaşımı varsa bu iletişimdir. Taraflardan biri diğerine sadece emir verirse (bir şeyler yapmasını veya kendi görüşünün kabulünü isterse… ) bu tek yönlü iletme olur, iletişim olmaz.

Bedenen ve ruhen sağlıklı çocuklar yetiştirmenin yolu, onlarla  doğru iletişim kurmaktan geçer.

İletişimde başarılı olabilmek için önemli olan: Kişinin neyi, ne zaman, nerede, nasıl, ne kadar… söyleyeceğini bilmesidir.

Padişahın biri bir rüya görür. Rüya tabircilerini çağırır. Görmüş olduğu rüyayı anlatır. Rüya tabircilerinden rüyasını yorumlamasını ister. Birinci rüya tabircisi yorumunu yapar ve der ki: “ Padişahım, yakında ailenizin başına bir felaket gelecek. Bütün aile fertleriniz ölecek. Daha sonra siz de öleceksiniz” der. Kötü habere kızan padişah rüya tabircisinin cezalandırılmasını emreder. İkinci rüya tabircisi de aynı yorumu yapar. O da cezalandırılmaktan kurtulamaz. Üçüncü rüya tabircisi rüyanın yorumunu yapar ve der ki “ Padişahım, size müjdeler olsun. Aileniz içinde en uzun ömürlü siz olacaksınız” der. Padişah bu yorum üzerine “Bu adamı hazineye götürün ve istediği kadar altın verin” der. Anlatılmak istenen aynı, ancak söyleniş şekli farklı…

Atalarımız “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” demişlerdir.

İnsanlar yaratılış gereği güzel sözden ve iltifattan hoşlanırlar. Kötü söz ve davranışlardan hoşlanmazlar. Çocuklara emredici bir dilden çok, hatırlatıcı ve ikna edici bir dil kullanılmalıdır.

Mevlana diyor ki: “ Düşmanının dostun olmasını istiyorsan, onun hakkında güzel şeyler söyle, o söz onu bulur. İnsan iltifatın kölesidir.”

Sağlıklı iletişimin olmadığı bir yerde körler ve sağırlar diyaloğu yaşanır. İnsanlar birbirlerini dinlemezler. İnsanlar kendini isteklerini, fikirlerini…  kabul ettirmek için sesini yükseltmeye, gerektiğinde tehdit etmeye ve kavgaya varan davranışlar sergilemeye başlarlar.  Haklı olan değil,  güçlü olan baskın çıkar. İkna edilmeden, baskıyla yapılan bir iş bireyler arasında öfke, kırgınlık ve güvensizliğe yol açar.

Bir bahçeye fidan dikmek ve onu güzel yetiştirmek istiyorsak önce o bahçenin ekime hazır hale getirilmesi gerekir. Bahçenin dikenlerden, yabani otlardan ve fidana zarar verebilecek her şeyden temizlenmesi gerekir. Evde çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek tavır ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Güzel bir ortam ve doğru iletişimin olmadığı bir ailede iyi çocukların yetişmesi mümkün değildir.

Önemli olan, insanların bir evi paylaşmasından çok hayatı paylaşabilmeleridir. Ailede maddi şeyler kadar manevi şeylerde paylaşılmalıdır. Aile bireylerinin birbirlerine yardım etmeleri, sevinç ve üzüntülerini paylaşmaları,  birbirlerine iyiyi doğruyu güzeli tavsiye etmeleri, karşılıklı sevgi ve saygı göstermeleri… ailedeki güven duygusunu artırır, huzur ve mutlu bir ortamın oluşmasını sağlar.

Ailede sağlıklı bir iletişim için, öncelikle anne ve babanın birbirleri ile olan iletişiminin doğru olması gerekir. İyi çocuklar yetiştirmenin ilk kuralı: İyi anne ve baba olabilmektir. Çocuklar anne ve babanın söylediklerine değil, yaptıklarına bakarlar. Öncelikle anne ve babanın söz ve davranışları ile aile bireylerine karşı iyi birer örnek olmaları gerekir.

baba fdk

Anne, babanın eve gelmesini beklerken, Leylanın Mecnununu beklemesi gibi beklemelidir. Baba eşine kavuşmak için Leylasına kavuşmak isteyen Mecnun gibi olmalıdır. Babanın eve gelmesi evde özlemle beklenen anlar olmalıdır. Baba, anne tarafından,  güler yüzle,  güzel sözlerle ve saygı ile karşılanmalıdır.

Hz. Peygamber “eşlerin birbirleri için  süslenmelerini” emrediyor. Ne yazık ki komşudan tuz almak için güzel elbisesini giyen eş, kocasını bakımsız ve pek de güzel olmayan elbiseleri ile karşılıyor. Çoğu zaman onun gelişi onda bir mutluluk oluşturmuyor. Baba eve gelince annenin şikayetleri başlıyor…

Eşin eve gelişi sıradan bir an, sıradan bir olay  olmamalı, özel olmalıdır. Baba kendisine değer verildiğini görürse evine ve ailesine olan bağlılığı artar. Baba evde otoriteyi temsil etmelidir.

Baba  eve geldiğinde güler yüzle selam vermeli, önce hanımının hatırını sormalı, sonra çocuklarla tek tek hal hatır sormalıdır. Çocukların varsa sevinç ve üzüntülerini paylaşmalıdır. Zaman zaman anneye yaptığı fedakarlıklardan dolayı teşekkür ve iltifat etmelidir.

Hz. Peygamber veda hutbesinde : “Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah’ın emaneti olarak aldınız… “ Bir eş Allah’ın emanetine gözü gibi bakmalıdır. İnsan çok sevdiğinin emanetini üzer mi?…

Çoğu babalar  eve gelir gelmez televizyonun başına geçiyor,  kumandayı eline alıyor… Yanına gelip kendisi ile konuşmak, soru sormak isteyen çocukları başından gönderiyor.

Eşler çocuklarının yanında tartışmamalı, kavga etmemeli, birbirlerini çocuklara şikayet etmemeli, birbirlerine sözlü veya fiili şiddet uygulamamalı, birbirini alaya alıcı ve küçük düşürücü cümleler kullanmamalı, geçmişte yapılan hataları gündeme taşıyıcı cümleler kullanmamalı, eşinin ailesi ile ilgili olumsuzlukları gündeme getirmemeli (senin annen şöyle, kardeşin…)  ve birbirlerinin aleyhine asla konuşmamalıdırlar.

images (7)

Anne ve babalar konuşmaları gereken konuları sağduyu ile öfkelerine yenik düşmeden baş başa çocukların duymayacağı yerde konuşmalıdırlar. . Anne çocuğa kızarken baba çocuğa arka çıkmamalıdır. Birinin siyah dediğine diğeri beyaz  dememelidir.

 Anne ve babalar birbirleri hakkında övücü ve değer verici ( karşı tarafın duyduğu zaman mutlu olacağı şekilde)  cümlelerle konuşmalıdır. Anne ve babalar çocukların yanında birbirlerinin açıklarını kapatıcı ve destekleyici tutum takınmalıdırlar.

Çocuklarla iyi bir iletişim kurabilmek için, çocuğumuzu olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Çocuğumuza kendi olma hakkını tanımalıyız. Çocukları kabul konusunda pazarlık yapılmamalıdır: Ben tembel çocuk istemem. Benim çocuğum şöyle şöyle olmalı… denilmemelidir. Çocuklardan  yeteneğinin ve kapasitesinin üzerinde bir beklentiye girilmemeli ve afaki hedefler  gösterilmemelidir.

Çocuğun başarısızlıklarını değil, başarılı olduğu yönleri ön plana çıkarılmalıdır. Çocuk bir işi başardığında tebrik edilmeli, coşkuyla karşılanmalıdır. Ailede çocukların başarısızlıkları değil, çoğunlukla başarıları oldukları alanlar gündeme getirilmelidir.  Çocuk başarısız olduğunda kızmak, başkaları ile kıyas etmek  yerine, başarısızlığın nedenleri araştırmalı, başarılı olabilmek için neler yapılması gerektiği konuşulmalı, çocuğu  yüreklendirecek, başarabileceğine inandıracak söz ve davranışlarda bulunulmalıdır.

images (3)

Çocuk yaptığı güzel bir davranıştan veya işten dolayı takdir  edilmelidir. Çocuklar kendilerinin önemsenmesinden, kendilerine değer verilmesinden, fırsat verilirse bir çok şeyi başarabileceğinin bilinmesinden  mutlu olurlar.

Anne ve babalar çocuklarını alaya alıcı, küçük düşürücü hoş olmayan, çocuğun hoşlanmadığı tavır ve davranışlardan kaçınmalıdırlar. Çocuklara  değer verici, kişilik kazandıracak  şekilde hitap etmelidir. Aşırı abartıya da kaçılmamalıdır.

İletişim karşılıklı saygı ve sevgi üzerine kurulmalıdır.

Ailede tarafların uyacağı kurallar olmalıdır. Kurallar basit, mantıklı ve az olmalıdır. Kurallar herkes için geçerli olmalıdır. Çocukların kuralları çiğnemesine göz yumulmamalıdır. Çocuklar kuralları ihlal ettiğinde ikaz edilmezse kural ihlalleri artar. Zamanla göz yumulan kural ihlalleri kazanılmış hak olarak görülmeye başlar.

Çocuklar anne ve babasına karşı saygı ve sevgi temelli yaklaşmalıdır. Bir yerden sonra baba babadır, anne annedir, saygıda kusur edilmemelidir.

Çocuklara hata ettiklerinde kendisini ifade etmelerine  izin verilmelidir. Çocuğun hoş olmayan söz ve davranışları ikaz edilmelidir.

Çocuklar okul veya öğretmen hakkında eve olumsuz bir haber getirirse çocuğa arka çıkılmamalı, konu değişik kaynaklardan araştırılarak ilgili taraflarla görüşülerek çözülmelidir. Çocukların küfürlü konuşmalarına, başkaları hakkında kötü sözler söylemesine  müsaade edilmemelidir.

Çocukların yaptığı davranışları  değerlendirirken yaşına ve gelişim özelliğine göre değerlendirilmelidir. Ergenlik döneminde veya çocuğun inatlaşma döneminde vereceği tepkileri şiddetle değil, ikna ederek çözmek gerekir.

Çocuklara sevgi gösterilmesi gelişim dönemlerine göre olmalıdır. 0-6 yaş grubunda çocuk öpülür, kucağa alınır… çocuk büyüdükçe sevgi gösterisi, başı okşamakla, ileriki yaşlarda güzel sözlerle ve ona olan güvenini belirten davranış ve sorumluluk vermekle  gösterilir.

Aile fertlerinin  evde bulunan yaşlılarla (dede, babaanne, anneanne, nine … ) olan iletişimleri güzel olmalıdır. Yaşlıların ilgi ve saygıya ihtiyaçları vardır. Unutmayın! bir gün bizlerde yaşlanacağız. Ne ekersek onu biçeriz. Yaşlıların yaşlılıktan kaynaklanan çok konuşmaları, her şeye karışmak istemeleri… anlayışla karşılanmalıdır. Saygıda kusur edilmemeli ve yapılan hatalar yaşlılık psikolojisi içinde değerlendirilmelidir.

İnsan yaşlandıkça iltifattan ve saygıdan hoşlanır. Yemek sonrası yemeği yapan anneye teşekkür etmek ona iltifat etmek onu mutlu eder. Çocukların görmüş oldukları iyilik karşısında teşekkür etmeyi alışkanlık haline getirmeleri sağlanmalıdır.

Çocukların anne ve babalarına karşı yapacakları en büyük hata, onlara karşı saygısız davranmalarıdır. Babalar veya anneler bir konuda kızıp bağırsalar bile onlara saygı çerçevesinde konu izah edilmeli, haklı bile olsa anne ve baba karşısında susulmalıdır. Onlar sakinleşince hatalarını anlarlar ve bir şekilde çocukların gönüllerini alırlar. Ancak çocuklar saygısız davranırlarsa onu kabullenemezler. Yaş, anne ve baba olma meselesi…

Toplumun çekirdeğini oluşturan aile fertleri arasındaki iletişim ne kadar güzel olursa o ailede kişilikli bireyler yetiştirilmesi, her türlü değerlerin öğretilmesi ve yaşam biçimi haline gelmesi mümkün olur.

Hurşit EKİNCİ