Öğrenci Başarısını Artırmak İçin Yapılabilecek Çalışmalar

0
5501

Bir öğrenci için başarı, dersten yüksek not almak, sınıf geçmek ya da sınavlardan yüksek puan alarak iyi bir okula kaydını yaptırmak, istenilen hedefe ulaşmak olarak görülmektedir. Hayatta başarılı olabilmek için akademik başarı tek başına yeterli değildir. Öğrencinin hayatı boyunca başarılı olabilmesi için zihnen, bedenen ve ruhen iyi bir eğitim almış olması gerekir.

Çocuğun başarısında birinci önemli faktör ilgili velidir. Yani çocuğun eğitimi ile yakından ilgilenen anne ve babadır. Anne ve babanın hayatında eğitim ne kadar yer tutarsa çocuğun da hayatında da o kadar yer tutar.

İl genelinde yapılan SBS deneme sınavı sonrası odamda oturur iken telefonum çaldı. Telefonda bir veli bize kızıyordu: “Sınavda, henüz okulda işlenmemiş konulardan sorular sormuşsunuz” dedi. Bende merakla kendisine, o konunun okulda işlenip işlenmediğini nereden biliyorsunuz dedim . Bana: “ Biz her akşam, çocukların o gün okulda işlemiş oldukları konuları evde tekrar ediyoruz…” dedi. Merakla kaç çocukları olduğunu ve okudukları okulları sordum. Bana: “ Üç çocuğum var. Birinci çocuğum Boğaziçi Üniversitesinde öğrenci, ikinci çocuğum Fen Lisesinde öğrenci, üçüncü çocuğum 8. Sınıf öğrencisi” dedi.

Eğitimde ikinci önemli faktör ilgili öğretmendir. Yani mesleğini seven, öğrencisine bir şeyler öğretmeye çalışan, kendisini sürekli yenileyen, işini ve öğrencilerini seven, kendini eğitime  adamış başarılı öğretmen. Öğretmenini sevdiği için onun dersini seven, öğretmeninin gözüne girmek için  o derse daha çok çalışan, öğretmenini modelleyen öğrenciler gördüm.

Öğretmenler,  başarılı olamayan öğrenciler için çoğunlukla, öğrenme güçlüğü çeken öğrenciler derler. Öğretme güçlüğü çeken öğretmenlerden hiç bahsedilmez.

Eğitimde üçüncü önemli faktör ilgili öğrencidir. Öğrenciye okul, öğretmen, dersler, eğitim faaliyetleri… Sevdirilmelidir. Öğrenciye eğitimin önemi ve gelecekteki hayatındaki yeri anlatılmalıdır. Öğrencilerin yetenekleri ön plana çıkartılmalı ve bu doğrultuda eğitim verilmelidir.

Aile ortamının çocuğun başarısındaki etkisi

Öğrencinin başarılı ya da başarısız olmasında en önemli faktörlerden biri ailedir. Başarıya giden yol iyi bir aile ortamından geçer. Çocuğun anne ve babasının sevgisini, ilgisini ve desteğini hissetmesi, anne ve babanın olumlu örnek olması, huzurlu ve mutlu bir aile ortamı çocuğun başarısında büyük etkendir.

Anne ve babalar çocuğun yeteneğini, ilgi alanlarını, zayıf ve güçlü yönlerini,  sevdiği ve sevmediği tavır ve davranışları, huy ve karakterini bilmeli ve çocuğun yaşına ve gelişim özelliklerine göre davranmalıdır. Çocuklar yarış atı değildir. Çocuklardan yetenek ve kabiliyetlerinin üstünde bir beklentiye girilmemelidir.

Ailede okuma saatleri yapılmalı, çocuğa okuma alışkanlığı kazandırılmalı, çocuklara güzel kıssalar (peygamber kıssaları…), hikâyeler, tarihe damgasını vurmuş, iz bırakmış başarılı insanların hayat hikâyeleri okunmalıdır. Çocukların okunan bir yazı veya konu ile ilgili fikirleri alınmalı,  çocuğun fikirleri ciddiyetle dinlenmeli,  çocuğun kendini ifade edebilme yeteneği geliştirilmelidir.

0-10 yaş grubunda öğrenciler her şeyi oyun olarak görür. Oyun yolu ile öğrenciye çok şey öğretilebilir. . Çocuğun oyun yolu ile zihinsel gelişimi, el becerileri,  beden gelişimi ve düşünme yetenekleri gelişir.

Çocuğun anne ve babasının destek ve ilgisinden yoksun olması,  anne ve babanın olumsuz ve tutarsız tavır ve davranışlarda bulunması, aile içerisindeki huzursuzluklar, anne ve baba arasındaki kavga ve tartışmalar, çocuğa karsı sözlü ve fiili şiddet uygulanması, çocuğa baskı yapılması veya şımartılması çocuğun başarısı üzerinde olumsuz etkisi yapar.

Çocuğun yanında anne ve baba tartışmamalı, kavga etmemelidir. Çocuğu olumsuz etkileyecek sorunlar konuşulmamalıdır. Olumsuz tutum ve davranışlar onların mutsuz, güvensiz ve endişeli olmalarına sebep olur. Ailede yaşanan sorunlar (ekonomik, sağlık, geçimsizlik…) çocuğa mümkün olduğu kadar hissettirilmemeli, çocuğa bilmesi gerektiği kadarı söylenmelidir.

Anne ve babanın çocuğundan fazla beklenti içinde olması, başarısız olduğunda aşağılanması ve olumsuz tavırlarda bulunulması, çocuğunu başkaları ile kıyaslanması, şartlı sevgi gösterilmesi ( “takdir almazsan seni sevmem” gibi ifadeler), hata yaptığında kendini ifade imkânı vermeden cezalandırılması çocuğun ruhsal gelişimini ve başarısını olumsuz etkiler.

Çocuk başarısız olduğunda yüreklendirilmeli, çalışırsa başarabileceğine inandırılmalı. Olumsuz tavır ve davranışlarda bulunduğunda nedeni araştırılmalıdır. Çocuğa rahat ders çalışma ortamı sağlanmalıdır. Çocuk ders çalışırken aynı odada televizyon izlenmemeli ve yüksek sesle müzik dinlenmemelidir. Çocuğun ödevi veli tarafından yapılmamalı, ancak çocuğun ödevini yapmasına rehberlik edilmelidir.

Okul öncesi dönem

Yapılan araştırmalar, anaokuluna giden çocukların anaokuluna gitmeyen çocuklara göre daha başarılı olduğunu ortaya koymuştur. Anaokullarında öğrencilere olumlu davranış kazandırmaya özen gösterilmelidir. Anne ve babalar aile eğitimi ile ilgili seminerlere gitmeli, bu dönemde çocuklarına karşı nasıl davranmaları ve onlar için neler yapmaları gerektiğini öğrenmelidirler. Okulda yapılan çalışmalar hakkında veliler yazılı ve sözlü olarak bilgilendirilmelidir. Okul idaresince ailede çocuğa karşı nasıl davranılması, neler yapılması gerektiği konusunda anne ve babalar bilgilendirilmelidir.

Çocuğun yanında okul ortamı, öğretmenler, çocuğun arkadaşları ve okulda verilen eğitim ile ilgili olumsuz eleştirilerden kaçınılmalıdır. Okulu, öğretmeni, arkadaşlarını ve eğitimi sevdirici söz ve davranışlarda bulunulmalıdır.

İlkokul dönemi

İlkokul dönemi öğrenci için çok önemlidir. Öğrencinin ilkokul dönemi ne kadar iyi olursa daha sonraki yıllardaki başarısı da o kadar iyi olur. Yıllar önce Kandıra ilçemizin bir köyündeki ilköğretim okulundan mezun olan öğrencilerin birçoğu SBS sınavlarında üstün başarı göstererek Fen Liseleri ve Anadolu Liselerini kazanmışlardı. Bu okul, o yıl ilin en başarılı okulu olmuştu. Köyde bulunan bir ilköğretim okulunun başarısı olay olmuştu. Başarının nedenini Kandıra İlçe Milli Eğitim Müdürü arkadaşa sorduğumda, “köyde öğrencileriyle özel ilgilenen bir sınıf öğretmeninin okuttuğu öğrenciler” demişti.

Öğrenci öğretmenini severse dersini de sever. Öğretmenini seven öğrenci onun sevgisini kazanabilmek ve dikkatini çekmek için dersini iyi dinler ve dersine çok çalışır. Öğretmenini rol model olarak görür. Öğrenci sevmediği öğretmenin dersini dinlemek istemez. Öğretmen, kılık kıyafetiyle, söz ve davranışlarıyla, düzenli olmasıyla, ilgi ve sevgisiyle öğrenciye olumlu rol model olmalıdır.  Bu dönemde çocuğa düzenli ders çalışma, olumlu davranış kazandırma ve kitap okuma alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Çocuklar okuldan eve geldiklerinde, okulda neler öğrendikleri sorulmalıdır. Çocuk okulda neler öğrendiğini anlatırken hem ders tekrarı yapılmış olur, hem de güzel konuşma ve kendini ifade edebilme yeteneği gelişmiş olur.

Çocukların oyun oynamalarına imkân sağlanmalıdır. Okuldan döndükten sonra çocuğun güzelce oynamasına ve okul yorgunluğunu gidermesine izin verilmelidir. Çocuğun oyundan alıkonması ve devamlı öğretim yükü altında ezilmesi, onun kalbini öldürür, zekâsını köreltir ve hayatı başına zindan eder. Hatta onu, dersten başını kurtaracak çare aramaya yöneltir.

Çocuklara sorumluluk verilmeli, aşırı korumacı olunmamalıdır. Öğrenci velileri ile yapmış olduğumuz bir toplantıda velilere, öğrencilerine sorumluluk vermelerini, mecbur kalmadıkça çantalarını taşımamalarını anlatmıştık. Bir veli söz alarak dedi ki: “ İlkokula giden çocuğumu her gün okula ben getiriyordum. Çantasını bile ben taşıyordum. Çocuk yolda yürürken sağa sola bakıyor, önüne çıkan eşyalara tekme atıyordu. Bir gün oğlum ben hastayım bugün ben seninle okula gelemeyeceğim dedim. Çocuk çantasını aldı okula doğru yola çıktı. Bende ona fark ettirmeden peşinden gittim. Çocuk sağa sola bakmadan doğrudan okula gitti. Okul çıkışında çocuğa fark ettirmeden takip ettim. Çocuk doğruca eve geldi.”

Çocuklarımıza vereceğimiz sorumluluklar onun hayatta başarılı olmasını ve öz güvenlerinin gelişmesini sağlar.

Ortaokul dönemi

Öğrenci ilkokulda yıllarca bir öğretmende okumuştur. Ortaokulda her dersin ayrı öğretmeni olacaktır. Yeni bir çevre ve yeni arkadaşlar edinecektir. Daha fazla ve planlı olarak çalışmak zorundadır. Çocuk zaman çizelgesi hazırlamalı ve titizlikle uygulamalıdır. Mümkün olduğu kadar televizyon izlememelidir. Hafta sonları ve yaz tatillerinde televizyon izleyebileceği söylenmelidir. Şiddet içerikli ve kötü örnek olabilecek bilgisayar oyunları oynamasına ve kontrolsüz internet kullanmasına ikna yoluyla engel olunmalıdır. Çocuğun odasında internet olmamalıdır, ortak kullanım alanında olmalıdır. Çocuğa kitap okuma ve kendini ifade edebilme alışkanlığı kazandırılmalıdır.

Öğrenci iyi bir başarıyı yakalamak istiyorsa: okula gitmeden önce o gün okulda işleyecekleri konular hakkında bilgi sahibi olarak okula gitmeli, dersi derste iyi dinlemeli, anlamadığı yerleri öğretmenine sormalı, eve gelince o gün işlenen konuları tekrar etmelidir.

Ailede eğitime, kitap okumaya ne kadar önem verilirse, çocuğun hayatında da eğitimin ve kitap okumanın o kadar yeri olur. Çocuğun elde ettiği başarılar takdir edilmeli, başarısız olduğu zamanlar teselli edilmeli ve çalışırsa başarabileceğine inandırılmalıdır.

Aile içinde çocuğa yapabileceği sorumluluklar verilmelidir.

Ortaöğretim (lise ) dönemi

Ergenlik dönemine giren öğrenciler zaman zaman agresif, kaba ve saygısız davranışlarda bulunmaya başlayabilir. Bu dönemdeki çocuklar ile anne ve babalar arasında sorunlar çıkmaya başlar. Bu dönemde çocuğa sabırla, olgunlukla yaklaşılmalıdır. Bir iş yapılacaksa neden yapılması gerektiği veya yapılmayacaksa neden yapılmaması gerektiği çocuğa anlatılmalıdır. Yapılacak işler hakkında çocuğun da görüşü alınmalı ve ona sorumluluk verilmelidir.

Ders çalışma noktasında baskı yapılmamalı, sürekli ders çalış sözü çocuk üzerinde ters tepkiye sebep olabilir. Öğrenci ders çalışmaya teşvik edilmelidir. Anne ve baba da çocuk ders çalışırken kitap okuyarak onu teşvik etmelidir.

Çalışmaları ailesi tarafından beğenilmeyen, desteklenmeyen ve başarısızlıklarından dolayı eleştirilen, aşağılanan çocuk, kendini değersiz biri olarak görür. Bu da onun var olan yeteneklerini gizlemesine, insanlara olan güveninin azalmasına ve hırçınlaşmasına neden olur.

Çocuk, toplum içerisinde yapmış olduğu bir hatadan dolayı küçük düşürülmemeli, eleştirilmemeli ve kırıcı söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Büyükleri tarafından, sürekli eleştirilen, olduğu gibi kabul edilmeyen, önemsendiğini, sevildiğini hissetmeyen, fikirlerine değer verilmeyen, beklediği ilgiyi ve yakınlığı göremeyen çocukların kendine güvenleri zayıf olur.

Çocuk bir alanda başarısız olursa, başarısız olduğu alanlar değil, başarılı olduğu alanlar ön plana çıkartılmalıdır. Çocuğun derslerine çalışmasına rağmen istenilen başarıyı elde edemiyorsa, yeteneğinin olduğu ve severek yaptığı derslere veya spor, sanat, müzik gibi alanlara yönlendirilmelidir.

Çocuklarına uygun bir ortam sağlayan, başarılarıyla ilgilenen, destekleyen, çalışmaya teşvik eden, başarısız olduğunda onu teselli edip başarabileceğine inandıran, onlara sevgi ile yaklaşan ailelerin çocukları başarılı olur.

Çocuklar başarıları dolayısıyla tebrik edilmeli, gerektiğinde ödüllendirilmelidir. Çocuklar yetişkinlerden özellikle de öğretmenlerden gelen övgü ve yergilere karsı çok duyarlıdır.

Çocuğun çok çalışması yerine, verimli çalışması daha önemlidir. Çocuğa zamanını planlaması ve zamanı iyi kullanması öğretilmelidir. Öğrencinin ders çalışmasını engelleyecek korkulardan, kaygılardan ve sıkıntılardan uzak tutulması gerekir. Öğrencinin yeteneklerine ve öğrenme kabiliyetine uygun ders çalışma yöntemleri uygulanmalıdır. Bazı öğrenciler yazarak, bazıları dinleyerek, bazıları ezberleyerek ders çalışır. Başarılı olmak için önemli olan, öğrenci derse hazırlıklı gitmeli, dersi iyi dinlemeli, anlamadığı yerleri sormalı ve konuyu tekrar etmelidir.

Çocuğun başarısında çevre ve arkadaş faktörlerinin de etkisi önemlidir. Kötü bir arkadaşın vermiş olduğu zararı hiç kimse veremez.  Çocuklar, kötü örnek olan, öğrenciyi çalışmaktan alıkoyan arkadaştan uzaklaştırılmalıdır.

Öğrencinin ruhsal yönden sorunlarının olması başarıyı etkiler. Öğrencinin sevinçleri de üzüntüleri de paylaşılmalıdır. Çocuk konuşmak istediğinde dinlenmelidir. Anne ve baba ulaşılamaz olmamalıdır.  “Git başımdan seninle uğraşamam, işim var, …“ gibi tepkiler verilmemelidir. Baba veya anneden biri çocuğa kızar iken diğeri aksi yönde çocuğa destek olmamalıdır. Çocuk kendi yaşına ve içinde bulunduğu psikolojik durum göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir. Çocuğun psikolojik sorunları ile ilgilenilmelidir. Çocuklarınızı dinlemezseniz, sorunlarını çözmezseniz, çocuklar kendilerini dinleyecek sıkıntılarını paylaşacak birilerini ararlar.

Çocuk aile içerisinde kendisini ne kadar değerli hissederse kendine olan güveni artar. Ailelerinin yanlış tutum ve davranışları, ilgisizliği, baskısı, sertliği, sevgisizliği ya da aşırı ilgi ve serbest bırakmaları gibi durumlar öğrencilerin ders çalışmaktan soğumalarına, korku ve gerginlik duymalarına neden olmaktadır.

Başarısız öğrenci takip edilmeli, rehberlik edilmeli,  umut ve tekrar denemesi için cesaret verilmelidir.

Sonucu değil, çabayı ödüllendirmeliyiz.

Hurşit EKİNCİ