Çocukların Eğitiminde Anne ve Babaların Sorumlulukları

0
97

Anne ve babalar çocuklarını okula göndermekle, her dediğini yapmakla, her istediğini almakla; çocuklar başarısız olduklarında, olumsuz davranış veya alışkanlıklar kazandıklarında; suçu okula, öğretmene, eğitim sistemine, arkadaşlarına, çevreye… atmakla sorumluluklarından kurtulamazlar.

Çocuğun başarılı ya da başarısız olmasında, iyi ya da kötü alışkanlıklar kazanmasında, sağlam bir karaktere sahip olmasında, güzel ahlaklı olmasında en önemli faktör ailedir. Öncelikle ailenin temelini oluşturan anne ve babalardır.

Çocuğun ilk ve en önemli öğretmeni annedir. Çocuklar anne ve babalarını taklit ederek öğrenirler. Çocuklar 7 yaşına kadar anne ve babanın her yaptığını iyi, her söylediğini doğru olarak kabul ederler. Anne ve babalar çocuklarının 7 yaşına kadar kahramanlarıdır. Anne ve babalar çocuklarına güzel örnek olmalıdırlar.

Anne ve babalar çocuğun yaşına göre zihinsel, bedensel, sosyal, duygusal ve ruhsal gelişimini öğrenmelidirler. Çocukların yaşına göre duyguları, davranışları ve onlara nasıl yaklaşılması, nasıl iletişim kurulması gerektiği bilinmelidir.

Çocuklara yaşlarına ve gelişimine göre öncelikle hangi bilgilerin öğretilmesi gerektiği, hangi davranışların, hangi alışkanlıkların, hangi becerilerin kazandırılması, hangi sorumlulukların verilmesi gerektiği iyi bilinmelidir.

Anne ve babaların ihtiyaç duyacakları bilgilerin eğitim yönünü özet olarak paylaşalım:

Aile ortamı

 İyi çocuk iyi ailede yetişir. Sorunlu ailede sorunlu çocuklar yetişir. Aile huzurun, mutluluğun, sevginin, saygının, paylaşımın, yardımlaşmanın, kısaca hayatın merkezi olmalıdır.

Bir insanın işleri, makamı, maddi imkanları, statüsü ne olursa olsun evinde huzuru yoksa, evinde kendisine değer verilmiyorsa, önemsenmiyorsa mutlu olamaz. Akşam olduğunda evine gitmek için can atmaz. Biliyor ki evine vardığında; tartışmaların, şikayetlerin, memnuniyetsizliklerin olduğu olumsuz bir ortamla karşılaşacak…

Bir insanın iş hayatı sorunlu, maddi imkanları zayıf veya sorunları ne kadar fazla olursa olsun; onu dinleyen, onu anlayan, ona değer veren, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşacağı bir eşi varsa evine bir an önce ulaşmak için can atar.

Evlilik karşılıklı sevgidir, saygıdır, sadakattir, güvendir, hoşgörüdür, fedakarlıktır, paylaşmaktır, birbirini dinlemektir, anlamaktır.

Eşlerin eve gelecekleri vakit bilinmeli, evdeki hazırlıklar; temizlik, tertip düzen, yemek önceden hazırlanmalıdır. Eşler güler yüzle özlemle kapıda karşılanmalıdır. Eşlerde aynı ölçüde kendisine gösterilen ilgi ve sevgiye karşılık vermelidir. Eşler birbirlerine karşılıklı olarak güzel sözler söylemeli, iltifat etmelidirler. Aynı hedefe, aynı duygularla, bir bedenin iki yarısı gibi yürünmelidir.

Hamilelik dönemi

 Çocuğun eğitimi ve sorumluluğu hamilelik dönemi ile başlar. Çocuğun zekasının %35’i genetiktir, anne ve babadan kalıtım yoluyla çocuğa geçer. Çocuğun zekasının %20’ si annenin hamilelik döneminde oluşur. Çocuğun zekasının %45’i okul ve sosyal çevrede oluşur.

Çocuğun sağlıklı, başarılı ve güzel bir hayat sürmesi; çocuğun hamilelik, çocukluk ve gençlik dönemlerinde edindiği güzel alışkanlıklara, kazandığı güzel davranışlara, aldığı eğitime, anne ve babasından gördüğü ilgiye, sağlıklı beslenmeye, şefkat ve merhamete bağlıdır.  Çocukluğunda travma geçiren çocuklar bir ömür oyu onun izlerini taşırlar.

Anne hamilelik döneminde her türlü stres, korku, kaygı, üzüntü, öfke, agresif davranışlardan, olumsuz ortamlardan uzak olmalıdır. Çocuk ilk oluşum gününden itibaren, annenin yemesi, içmesi, düşüncesi, davranışları, yaptığı işler ve psikolojik durumundan etkilenerek gelişmeye ve büyümeye başlar.

Annenin ruh hali çocuğa yansır. Anne okumaktan, öğrenmekten ve olumlu iletişim kurmaktan mutlu olmalıdır. Anne pozitif olalı, elini karnına koyup çocuğu ile konuşmalı, onunla hayaller kurmalıdır.

0-2 yaş bebeklik dönemi

 Çocuk tertemiz bir hafıza ile doğar, dünyaya öğrenilmiş hiçbir davranış getirmez. Dünyaya gelen bir çocuk: iyi-kötü, doğru-yanlış, günah-sevap gibi kavramları bilmez.  Her şeyi daha sonra öğrenir. Çocuğun bu dönemde anne sütü kadar, sevgiye, ilgiye, tatlı dile, güler yüze, güzel söze, şefkat ve merhamete ihtiyacı vardır.

Toprağa atılan her tohum ihtiyacı olan şeyleri toprakta buluyorsa; insanın fıtratında her şey vardır. İnsan fıtratındaki iyi olan şeyler beslenirse iyi tarafı öne çıkar. Kötü tarafları beslenirse kötü huyları ön plana çıkar.

Çocuğun ruh ve beden sağlığına önem verilmelidir. Çocuğun öfke, korku, şiddet, üzüntü, güvensizlik gibi ortamlardan ve olumsuzluklardan uzak; tatlı, sevecen, yumuşak ve hoşgörü ortamında yetişmesi, onun olumlu bir kişilik kazanması için gereklidir.

Bu dönem çocuğun emeklediği ve yürümeye başladığı dönemdir. Çocuk bu dönemde görerek, dokunarak, hissederek, yaparak ve yaşayarak öğrenmeye ve eşyaları tanımaya başlar. Çocuklar televizyon, tablet ve akıllı telefon gibi aletlerden uzak tutulmalıdır. Televizyon, tablet ve akıllı telefon verilen çocuğun, bedensel ve zihinsel yönden gelişmesi engellenmiş olur.

Anne ve baba tutumları

Anne ve babalar öncelikle nasıl bir çocuk yetiştirmek istediklerine karar vermelidir. Çocuğa yaşına ve gelişimine göre ilgi, sevgi ve davranış gösterilmelidir. Tatlı dil, güler yüz ve güzel sözlü yaklaşılmalıdır. Çocuğa karşı ilgi, sevgi ve davranışlarda ölçülü olunmalıdır. Çocuğa karşı aşırı sevgi veya ilgisizlik, aşırı korumacılık, aşırı disiplin, aşırı kural ve disiplin veya aşırı kuralsız ve hoşgörülü olmak çocuğun gelişiminde olumsuz etki yapar.

Çocuğa birey olarak değer verilmelidir. Çocuklara oğlum, kızım, evladım, aslanım, meleğim gibi hitap cümleleri kullanılmalıdır.  Çocuğa aşkım, oğluşum gibi ifadeler kullanılmamalı; çocuğun da babaya babişko gibi ifadeler kullanmasına izin verilmemelidir.

Çocuk için evde düzenli ve kuralların olduğu bir ortam olmalıdır. Aşırı kuralsız ve hoşgörülü tutum çocuğun anne ve babasını dinlememesine bencil ve kural tanımamasına sebep olur. İleride kurallara uymakta zorlanır.

Çocuklara yaşına ve gelişimine uygun sorumluluklar verilmelidir.  Oyuncaklarını toplamasını, eşyalarını yerine koymasını, odasını düzenlemesi istenmelidir. Mutfakta tabakları, bardak, çatal ve kaşıkları masaya koyması, yemekten sonra kaldırması teşvik edilmeli, yaptığı iş takdir edilmelidir. Çocuk övgüden hoşlanır. Dikkat çekmek ister.

Çocukların her dediği yapılmamalı, her istediği alınmamalıdır. Ben yapamadım o yapsın, ben yiyemedim o yesin anlayışı yanlıştır. Aksi takdirde evde krallar ve kraliçeler oluşmaya başlar.

Çocuklar hata yaptıklarında dinlenmeli, kendisini ifade etmesine izin verilmeli, yaşına, yaşının duygu ve davranışlarına göre değerlendirilmeli, aile ile ilgili konularda onun da görüşü alınmalıdır.

Çocukla anne ve baba arkadaş gibi olmasından kasıt; çocuğun sorunlarını, merak ettiği şeyleri, öğrenmek istediği şeyleri, düşüncesini, sorunlarını anne ve babası ile rahatça paylaşabilmesidir. Anne annedir, baba babadır, samimiyetin de bir sınırı olmalıdır.

3-6 yaş dönemi

Çocuğun hayatının en önemli dönemi 3-6 yaş dönemidir. Çocuğun konuşmaya başladığı, çok sorular sorduğu, bencil olduğu, bazen inat ettiği, ezber ve taklit dönemidir. Çocuk temel becerilerini; davranışlarını, alışkanlıklarını, beslenmesini, konuşmasını, tertip düzeni, planlı programlı yaşamayı, saygıyı, sevgiyi, nezaket kurallarını, paylaşmayı, inanç ve ibadetlerini, güzel ahlakı, yaşam biçimini… çoğunlukla bu dönemde kazanır.  Çocuğun karakterinin %70’i bu dönemde, ailede oluşur.

Çocuk mümkün olduğu kadar televizyondan, tabletten, akıllı telefonlardan uzak tutulmalıdır. Televizyon izlese bile anne ve baba kontrolünde yarım saatten fazla olmamak üzere faydalı programlar izlettirilebilir. Teknolojiden uzak durmasında fayda vardır. İleride teknolojiye yeteri kadar zaman ayıracaktır.

Bu dönem çocuğun görerek, yaparak, yaşayarak zihnen, bedenen, duygularının, el ve dil becerilerinin geliştiği dönemdir.

Çocuk konuşmaya başladığı andan itibaren ilk öğretilecek isimler: “Allah ve La ilahe illallah olmalıdır.” Çocuğa küçük yaştan itibaren Allah ve peygamber sevgisi kazandırılmalıdır. Güzel ahlak terbiyesinin verilmesi öncelikli olmalıdır. Bu dönemde dualar ve kısa sureler ezberletilebilir.

Bu dönemde öğretilmek istenen şeyler en çok oyun ve hikâye ile öğretilmelidir. Çocuklara yaşına ve gelişimine uygun olumlu davranışlar kazandıracak hikayeler, peygamber kıssaları, masallar, destanlar, menkıbeler anlatılmalıdır. Kız çocukları anneyi, erkek çocuklar daha çok babayı taklit ederler. Dikkat çekmek isterler, kendilerini beğendirmeye çalışırlar. İlgi ve iltifat beklerler.

Çocuklar inatlaştığında sözlü veya fiili şiddet uygulanmaalı dikkatleri başka yöne çekilmeli, alternatifler sunulmalıdır.

Çocuğun eğitiminde oyun ve hikâyenin önemi

 Çocuk dokuz yaşına kadar her şeyi oyun ve eğlence olarak görür.  Çocuğun hayatında en önemli yeri oyun alır. Oyun çocuğun bedenen, zihnen gelişimini sağlar, el ve dil becerilerini geliştirir.

Oyun bazen spordur, bazen bilmece- bulmacadır, bazen şiir okumadır, bazen bir şarkı söylemedir, bazen bir müzik aletini çalmayı öğrenmedir, bazen yaparak, yaşayarak, düşünerek yeteneklerini geliştirmektir. Çocuklara oyun tadında istenilen bilgiler öğretilmeli; el, dil, düşünme, muhakeme edebilme becerileri geliştirilmelidir. Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun; el becerilerini, zihinsel becerilerini, düşünme yeteneklerini geliştirecek oyuncaklarla oynaması sağlamalıdır.

Hikâye; aslında; masaldır, kıssadır, menkıbedir, destandır, öyküdür. Çocuklara öncelikle masallar anlatılmalı. Masal çocukların düşünmesini, hayal kurmasını kendisini masal kahramanının yerine koymasını sağlar. Peygamber kıssaları, tarihimizdeki kahramanların hikayeleri çocukların olumlu davranışlar kazanmasını sağlar.

Çocuklar okumayı öğrendiği andan itibaren onlara resimli hikâye kitapları alınmalıdır. Zaman zaman çocuğun sevdiği bir bardak sütü ısıtın, uygun zamanda çocuğu çağırın, eline hikâye kitabını verin ve okutun. Zaman zaman okuduğu yerle ilgili sorular sorun cevap veremezse baştan yeniden okumasını söyleyin. Çocuk böylece anlayarak okumaya başlayacaktır. Hikâye ile ilgili çocuğun yorum yapabileceği sorular sorun. Kahramanın yerinde sen olsaydın ne yapardın, bu davranış doğru mu? …

Hikayeler/kıssalar insanın eğitimi, için bir yaşam boyu gereklidir. Her yaşın ihtiyaçları farklıdır…

Anaokulu dönemi

 Anaokulunun öncelikli amacı: Çocukların bedensel, zihinsel, duygusal, ruhsal, sosyal ve dil gelişimini ve çocukların olumlu alışkanlıklar kazanmasını sağlamak, çocukta öğrenmeye ilgi uyandırmak, çocukların ilgi alanlarını belirleme ve yeteneklerinin gelişmesini sağlamaktır.

Anaokulu, çocuğa bilgi aktarmaktan çok, çocuğun içinde var olan yeteneklerin gelişmesine yardımcı olur. Çocuk anaokulunda sosyalleşir, kurallara uymayı öğrenir, paylaşmayı öğrenir, birlikte yaşamayı öğrenir.

Anaokulu dönemi çocuğun görerek, yaparak, yaşayarak, hissederek yapma ve yeteneklerini keşfetme dönemidir. Çocukta önce duygular gelir. Anaokullarında eğitimin temelinde oyun, hikâye anlatımı, müzik, yaparak ve yaşayarak öğrenme olmalıdır. Bu dönem çocuklarda var olan yetenekleri keşfetme dönemidir. Resim, müzik, el ve dil becerileri keşfedilmeli ve geliştirilmelidir.

Değerler eğitimi

 Çocuklara küçük yaştan itibaren değerlerimiz, tarihimiz, dilimiz ve kültürümüz öğretilmelidir. Çocuklara kendi kahramanlarımız sevdirilmelidir. Değerler eğitiminin öğrenilip yaşam biçimi haline getirileceği yer öncelikle ailedir. Çocuğun güzel ahlaklı, sağlam karakterli olarak yetişmesi için çocuğa öncelikle: Sevgi, saygı, sabır, adalet, doğruluk, helal lokma, kul hakkı, ana baba hakkı, komşu hakkı, yardımlaşma, paylaşma, nezaket kuralları… gibi değerlerimizin öğretilmesi ve yaşamının ve davranışlarının bir parçası haline getirilmesi sağlanmalıdır.

Öğrenilen bilgiyi davranışa dönüştüren karakterdir. Karakteri oluşturan değerlerdir. Değerler Eğitiminde önemli olan içerik ve öğreticinin o konuyu benimseyip yaşam biçimi haline getirmiş olması gerekir. Tarihlerini, kültürlerini, dillerini, inançlarını, ibadetlerini unutan milletler asimile olmaktan kurtulamazlar.

İlkokul dönemi

 İlkokul, çocuğun öğrenim hayatındaki en önemi dönemdir. Çocuğun ilkokul dönemi ne kadar iyi olursa; öğrencinin okuldaki ve hayattaki başarısı da o kadar iyi olur. İlkokulda en önemli şey çocuğun sınıf öğretmenidir. Çocuğun sınıf öğretmeni ne kadar iyi olursa çocuk da o kadar iyi olur. Çocuk için öğretmen çok önemlidir. Çocuk öğretmenini severse dersini de sever. Öğretmenini model olarak alır. Öğretmenin dikkatini çekmek için dersine daha çok çalışır.

Öğretmenin dersi işlemedeki/anlatmadaki başarısı tek başına yeterli değildir. Öğretmen olumlu rol model olmalıdır: Öğretmen ders anlatımıyla, davranışlarıyla, olumlu iletişimi ile, tutarlı olması ile, derli- toplu, düzenli ve temiz olması ile, kendisini yenilemesi ile, öğrencinin yaşına, gelişimine, ruhsal durumuna, yetenek ve ilgi alanlarına göre öğrenciye yaklaşımı ile örnek olmalıdır.

Her çocuğun kapasitesi, yetenekleri ve ilgi alanları farkıdır. Yapabileceklerinden fazlasını beklemeyin.7. yaş çocuğun temyiz yaşıdır. Çocuğun iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırmaya başladığı dönemdir.  Çocuk 8. yaşta davranışlar ve niyetler arasında ilişki kurmaya başlar.  Çocuk 9 yaşına kadar anne ve babasının kişiliğini taşır. 9 yaşından sonra kendi kişiliği oluşmaya başlar.  Çocuk takip edilmeli, öğretmeni ile zaman zaman çocuk hakkında görüşülmelidir. Çocuğun ödevleri asla başkaları tarafından yapılmamalı, sadece rehberlik edilmelidir.

Aile saati uygulamaları

 Okulöncesi, ilkokul ve ortaokul dönemi çocuğun duygularının, davranışlarının eğitildiği, olumlu alışkanlıkların kazandırıldığı dönemdir. Lise ve üniversite dönemi aklın eğitimi ve meslek kazandırma dönemidir.

Çocuğa okullarda sadece bilgi öğretilir. Çocuğun olaylar karşısında duygularını, davranışlarını nasıl kontrol edeceği, irade terbiyesi öğretilmez. Çocuğun duygu ve davranışlarını kontrol edebilmesinin, irade terbiyesinin öğrenildiği yer ailedir. Çocuk ailede yaparak, yaşayarak öğrenir, bazı değerler ailede yaşam biçimi haline gelir.

Ailede haftanın bazı günlerinde aile saati uygulaması yapılmalıdır. Aile saatinin yapılacağı gün diğer günlerden farklı olmalıdır. Çocukların sevdiği yemekler yapılmalı, yemek sonrasında çocukların sevdiği ikramlar olmalıdır. Aile saati yapılacağı zaman televizyon, tablet, akıllı telefonlar, bilgisayar, kısaca bütün ekranlar kapatılmalıdır.

Oyun tadında, herkesin katıldığı bir ortamda bir konu ile ilgili kitap okunmalı, o konu ile ilgili bilgiler paylaşılmalı, herkese kendini ifade etme imkânı verilmelidir. Bu konular öncelikle: Sevgi, saygı, sabır, adalet, doğruluk, helal lokma, kul hakkı, ana baba hakkı, komşu hakkı, yardımlaşma, paylaşma, nezaket kuralları, güncel konular, ihtiyaç duyulan konular olmalıdır. Aile saatinde çocukların şiir okuması, şarkılar söylemesi, yeteneklerini sergilemesi sağlanmalıdır. Ayrıca daha önce belirlenen kısa hikayeleri evdeki kostümlerle çocukların sahnelemesi sağlanmalıdır. Birlikte çocukların el becerilerini, dil becerilerini, düşünce becerilerini geliştirici oyunlar oynanmalıdır.

Evin uygun yerine asılacak panoya, bazen buzdolabının üzerine o haftaki konu ile ilgili güzel sözler, fıkralar, kısa hikayeler ve karikatürler asılmalı/yapıştırılmalı ve onları aile fertlerinin okuması ve ezberlemesi sağlanmalıdır. Aile saatlerinde gerektiğinde aile ile ilgili bilgiler de paylaşılmalı, yapılacak işlerde çocukların da görüşleri alınmalı, gerektiğinde sorumluluklar verilmelidir.

Ailede uyulması gereken kararlar hep birlikte alınmalı ve aile fertlerince imzalanarak panoya asılmalıdır. Uymayana ortak olarak belirlenecek cezalar verilmelidir. Ailede uyulacak zaman çizelgesi hazırlanmalıdır. Kitap okuma saatleri belirlenmelidir. Okunan kitaplarla ilgili ortak değerlendirmeler yapılmalıdır.

Nezaket kuralları öğretilmelidir. Eğitimin amacı sadece öğretmek değil, daha iyi bir insan yetiştirmek olmalıdır. Birlikte namaz kılınmalı, dua edilmeli, birlikte kitap okunmalıdır. Çocuklara 7 yaşında namaz kılmaları, 9 yaşında oruç tutmaları teşvik edilmelidir. Çocuklara öncelikle güzel ahlak verilmelidir.

Çocuk ailenin refahına değil, hayatına ortak olmalıdır. Evin herkesin uyacağı kuralları olmalı: Yemek zamanında herkesin yemek masasında olmalı, yemek seçimi yapılmamalı, yemekte o gün yaşananlar ve tecrübeler paylaşılmalı, yemekten birlikte kalkılmalı ve yemek sonunda anneye teşekkür edilmelidir. Evde yatma, kalkma, kitap okuma ve etkinlik saatleri belirlenmelidir.

 Ortaokul dönemi

 Ortaokul dönemi, çocuğun çocukluk döneminden çıkıp, kendi kişiliğinin oluşmaya başladığı, ailesine olan bağlılığın azalmaya başladığı, akranları ile daha fazla vakit geçirdiği, hemcinsleri ile arkadaş olmayı, birlikte hareket etmeyi, benzer davranışlar sergilemeyi sevdiği, hareketlerinin bilinçli olduğu, duygularını anlamaya başladığı bir dönemidir.

Bu dönemde çocukta birilerini model olarak alma, ona benzeme, onu taklit ve takip etme duygusu yoğunlaşır. Bazen bir şarkıcı, bazen bir futbolcu takip ve taklit etmeye başlar.

Bu dönemde çocuk beğenilmek, dikkat çekmek ister. Giyim kuşamında seçici olur. Ortaokulda öğrencinin daha fazla takip edilmeye, rehberlik edilmeye, değer verildiğini hissettirmeye ihtiyacı vardır.

Ortaokul 5. Ve 6. Sınıflar (10. ve 11. Yaş dönemi) çocuğun son çocukluk dönemleridir. Bu dönemde öğrenciler çocuksu duygular taşırlar. Duyguları saf ve temizdir. Akıllarından çok duyguları ile hareket ederler. Bu döneme kadar somut düşünen çocuk, soyut düşünmeye başlar. Çocuk görmediği şeylerin de var olduğunu anlar. Dini konulara karşı hassas olur.

Öğretmenlerin öğrencilere bilgileri en verimli şekilde öğretme dönemidir

Etkili öğrenme ve ders çalışma yöntemleri

Bir öğrenci için en iyi ders çalışma/öğrenme yöntemi: o gün derste işlenecek konu ile ilgili ön bilgisi olarak okula gitmek, dersi iyi dinlemek, dersi derste öğrenmek, anlamadığı yerleri öğretmene sormak, evde tekrar yapmak ve konu ile ilgili olarak daha önceki sınavlarda çıkmış soruları çözmektir.

Öğrenmenin ilk şartı; öğrenmeyi istemek, öğrenmekten mutlu olmaktır. Atı suyun kenarına götürebilirsiniz, at istemedikçe ona su içiremezsiniz. Ne kadar kitap alırsanız alın ne kadar özel hoca tutarsanız tutun, ders çalışmak için ne kadar materyal ve ortam hazırlarsanız hazırlayın; kişi istemedikçe ona bir şey öğretemezsiniz.

Küçük yaştan itibaren çocuğa okumayı, öğrenmeyi sevdirmek, merak uyandırmak, çalışırsa başarabileceğine inandırmak, birlikte hayaller kurmak gerekir.

Çocukların başarılı olması için; çocuğa kitap okuma, düzenli ders çalışma, zaman çizelgesi hazırlama ve ona uyma, öğrenmeye meraklı olma, yeteneklerini geliştirme alışkanlıkları kazandırılmalıdır.

Ceza ve ödül uygulaması

 Çocuklar duyguları ile hareket ettikleri için davranışlarının sonucunu pek düşünemezler. Çocuk kendisinden beklenmeyen hatalı davranışlarda bulunabilirler. Hatalı davranışı yapan çocuk cezalandırmadan önce o davranışa neden olan durumlar araştırılmalı ve çocuk dinlenmelidir.

Çocuk hata yaptığında kişiliği hedef alınarak; hakaret, aşağılama ve şiddet gösterilmemelidir. Sadece yaptığı o olay hedef alınmalıdır: “Bu yaptığını sana yakıştıramadık, bizi mahcup ettin.”, “Başkası sana öyle bir hareket yapsaydı ne düşünürdün?” Şeklinde yaklaşılmalıdır. Unutmayın hala o bir çocuktur ve çocuksu duyguların etkisindedir.

Yaptığı hatalar görmezlikten gelinirse çocuk hata yapmaya devam eder. Çocuğa çok sevdiği şeylerden belirli bir süre mahrum etme ezası verilebilir.

Çocuk hata yaptığında suçlamayın, ne kadar suçlarsanız o kadar hırçınlaşır, mazeretler üretmeye, sizin hata ve kusurlarınızı aramaya başlar Çocuk bedenen ne kadar büyürse büyüsün yaşının özelliklerini taşır.

Çocuk başarı gösterdiğinde şımartılmamalıdır, tebrik ve takdir edilmelidir. Çocuk başarı kazandığında abartılmamalı, görevi olduğunu bilmelidir. Tebrik edin, takdir edin. Asla yapamayacağınız bir şeyi vaat etmeyin. Bir şeyi görevi olduğu için yapmalı, para vererek yaptırılmamalıdır.

Çocuğun yanında okulla, öğretmenle, öğrenme ile ilgili olumsuz konuşmalar yapılmamalıdır. Çocuk okulla ilgili şikâyette bulunursa çocuk tek bilgi kaynağı olarak görülmemeli, konu araştırılmalıdır. Okul idaresi ve öğretmenler ile görüşülmelidir. Öğretmene değer verilmelidir. Bizi kültürümüzde üç kişiye öncelikle hürmet edilir: Anne, baba ve öğretmendir.

Yaz aylarında çocukla ilgili yapılacak çalışmalar

Yaz tatilleri öğrencilerin bilgi, yetenek ve becerilerinin geliştirildiği, sorumluluklarının arttığı, gerçek hayatı tanıma ve geleceğe hazırlanma dönemi olarak görülmelidir. Yaz tatilleri, çocuklara düzenli kitap okuma alışkanlığı, kendini ifade edebilme becerisi, düşüncelerini yazabilme ve söyleyebilme becerisi, sorumluluk alma ve sorumluluklarını yerine getirme alışkanlığı kazandırma, yetenekleri ölçüsünde spor, sanat ve müzik ile ilgilenme, inanç ve ibadetlerini öğrenme… zamanı olarak görülmelidir.

Özellikle 12 yaşından sonra erkek çocuğun güvenilir birinin yanında, ilgisi olan bir alanda çıraklık yapması çocuğa çok şey kazandırır. Çocuk para kazanmanın zorluğunu, mesaiye zamanında gitmeyi, işyerinin kurallarına uymayı, sorumluluğu altında çalıştığı kişilerin kızmalarına sabretmeyi, beraber çalıştıkları insanların kişiliğini… kısaca gerçek hayatla ilgili çok şeyler öğrenir.

Çocuklara yaz aylarında ev işleri ile ilgili sorumluluklar verilmeli; bazen kahvaltı çocuklar tarafından hazırlanmalı, evin işlerinde iş bölümü yapılarak anne ve babaya yardım edilmelidir. Yaz aylarında çevre, tarihi ve kültürel geziler yapılmalıdır.

Çocukların sevmediği söz ve davranışlar

Her ne kadar anne ve babanın gözünde çocuklar büyümese de çocuklar büyür ve kendi varlığını kabul ettirmeye çalışırlar. Çocuklara yaşına göre davranılmalı, söylenecek sözler özenle seçilmelidir. Çocuklar anne ve babaların kendileri ile ilgili olumsuz söz ve davranışlarından rahatsız olurlar.

Çocuk başka çocuklarla kıyaslanmamalı Çocuğu küçük düşürücü ve alaya alıcı söz ve davranışlardan kaçınılmalıdır. “Senin için nelere katlandık… Yerinde olsam… Ben senin yaşında iken…” şeklinde cümleler kullanılmamalıdır.

Çocuğa şartlı sevgi gösterilmemeli, rüşvetle iş yaptırılmamalıdır. Çocuktan yeteneğine ve yaşına uygun olmayan davranışlar ve başarılar beklenmemelidir.

Çocuğun başarısız olması halinde olumsuz davranılmamalı, yüreklendirilmeli, yetenekleri ön plana çıkartılmalı, çalışırsa başarabileceğine inandırılmalıdır.

Aile içinde alınacak kararlarda çocuğa da söz hakkı verilmeli, çocuklara afaki hedefler konmamalı, hata yaptığında kendisini ifade etmesi imkânı verilmelidir. Çocukların uzun süre televizyon izlemesine, sosyal medyada resimlerini paylaşmasına, bilgisayarda uygunsuz oyunlar oynamasına müsaade edilmemeli, yapmayacağınız vaatlerde bulunulmamalıdır.

“Çok söyleme yüzsüz edersin, aç koyma hırsız edersin” sözü unutulmamalıdır.

Ergenlik dönemi

Ergenlik dönemi çocukluktan gençliğe geçiş dönemidir. Ergenlik döneminde çocuklarda bedensel ve duygusal değişimler olur. Daha çok arkadaş grubu ile birlikte olmaktan hoşlanır. Karşı cinse ilgi artar. Ergenlik dönemi kızlar için 8. Sınıf en hareketli dönemdir. 9. Sınıfta olgun olurlar. Erkekler genelde 9. Sınıfta hareketli olurlar. 10. Sınıfta daha olgun olurlar.

Ergenlik dönemi gençlerin olumsuz davranışta bulunması için bir mazeret veya kazanılmış bir hak olarak görülmemelidir. Çocuğun kimlerle arkadaşlık ettiği takip edilmelidir. Çocuk bu dönemde kendini ispat etmeye çalışır. Bu dönemde çocuğun düşünceleri, görüşleri, davranışları alaya alınmamalıdır. Çocuk dinlenmeli, takip edilmeli onunla istişare edilmelidir.

Bilginin önemi ve kullanılması

 İnsanın bilgiye hava gibi, su gibi ihtiyacı olmalıdır. Ömür boyu öğrenme devam etmelidir. Ülkemizde ezberci eğitim anlayışı olduğu için, öğrenme süreci çoğu insanlar için okul hayatı ile sınırlı kalmaktadır.

Ezberci eğitim; kişinin bilgiye sınavda başarılı olana kadar ihtiyaç duymasıdır. Aslında bilgi fabrikaya giren bir hammadde gibi olmalıdır. Nasıl ki hammadde fabrikada işlenerek mamul/işlenmiş hale geliyorsa, bilgi de beyinde doğru bilgi, akıl ve tecrübe ile işlenip hayatı kolaylaştıracak hale gelmelidir.

Bilgi, doğru, güncel ve kullanılabilir olmalıdır. Hayatta işe yaramayacak bilgiler öğrenilmeye çalışılmamalıdır.

Önemli olan teknolojiye sahip olmak değil, teknolojiye hâkim olmaktır. Bilgiden bilgi üretebilmektir. Bilgiyi kullanabilmektir.

Lise dönemi

 Bu dönem, çocukların kişiliklerinin tam oluşmadığı, akıldan çok duyguların ön plana çıktığı, ergenliğin getirdiği fiziksel ve duygusal sorunlarla mücadele etmek zorunda kalındığı bir dönemdir. Bu dönem, bocalamalar sonunda çocuğun kişiliğinin şekillendiği bir dönemdir.

Bu dönemde çocuk ailesinden uzaklaşmaya ve arkadaşları ile daha fazla vakit geçirmeye başlar. Bazen yalnız kalmak ister, odasına kapanır. Dışarıya çıkmaktan, samimi olduğu arkadaşı ile duygularını paylaşmaktan, birlikte olmaktan hoşlanır. Gelecekle ilgili hayaller kurar.

Bu dönemde; ergenlik dönemine girmiş çocuklarla aile arasında fikir uyuşmazlıkları olabilir. Anne ve baba ile bazı konularda sürtüşmeler olabilir. Çocuğun kendine has doğruları olabilir. Bu dönem, çocuğun kendini ispat etme ve toplumda kendine bir yer edinme çabasının olduğu bir dönemdir. Çocuk dinlenmeli, görüşleri önemsenmeli, onunla istişare edilmeli ve kimlerle arkadaşlık ettiği, nerelere gittiği ve neler yaptığı takip edilmelidir. Bu dönem çocuğun meslek sahibi olması ve geleceği için plan ve hazırlıklar yapması gereken bir dönemdir.

Kişinin yeteneğine, ilgi alanına, becerisine göre meslek seçmelidir. Seçmeyi düşündüğü meslekle ilgili konunun uzmanları, o alanda başarılı olan insanlarla görüşülüp gerekli bilgileri aldıktan sonra tercih yapılmalıdır.

Sonuç olarak

Anne ve babaların çocuklarından en büyük beklentisi; çocuklarının sınavlarda başarılı olması, iyi okullarda okuması, iyi bir üniversiteyi kazanması, getirisi ve statüsü yüksek bir mesleğe sahip olmasıdır.

Okullarda öğrencilere sadece zihnen ve bedenen eğitim verilmektedir. Gerekli, gereksiz bilgiler öğretilmektedir.  Çocuğa duygusal ve ruhsal eğitim verilmemektedir. Günümüzdeki gençlerin yaşadıkları olumsuzlukların en büyük nedeni; çocukların ruhsal ve duygusal eğitimden uzak yetiştiği için iradelerini kontrol edememeleridir.

Öğrenci üniversite sınavlarında ülke derecesi yapıyor, en iyi üniversitenin en iyi bölümünde okuyor, irade terbiyesi almadığı için, iradesine hâkim olamıyor ve uyuşturucu alışkanlığına yakalanıyor ve bir gün uyuşturucu komasına girerek hayatını kaybediyor.

Çocuklara irade terbiyesinin verileceği yer öncelikle ailedir. İrade terbiyesinin verileceği zaman öncelikle 3-6 yaş dönemidir.

Anne ve bablar çocuklarını öncelikle güzel ahlak üzere yetiştirmelidir. Çocuklarına değerlerini öğretmelidirler. Çocuklara milli ve manevi değerlerimiz, tarihimiz, kültürümüz, dilimiz öncelikle öğretilmelidir.

Çocuklarımız için hiçbir şey kendi vatanına, milletine, değerlerine hizmet etmekten daha önemli olmamalıdır.

Çocuk anne ve babaya Allah’ın bir emanetidir: Anne ve babaların çocuklarına karşı sorumlulukları vardır.

“Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden (sorumluluğunuz altındaki aile fertlerinden) sorumlusunuz…»   (Hadis-i Şerif )

Allah çocuklarımıza günahı ve sevabı öğretmemizi, günah olan davranışlardan kaçınmamızı ve güzel davranışlarda bulunmamızı emrediyor.

“Ey İnanalar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden koruyun…” (Tahrim suresi- 6)

Anne ve babaların çocuklarından öncelikle beklentileri; okul ve sınav başarısı değil, güzel ahlaklı, sağlam karakterli iyi insanlar yetiştirmek olmalıdır. Bütün eğitim ve hayat süreci sağlam karakter üzerine bina edilmelidir. Nitekim Peygamber efendimiz:

“Anne ve baba çocuğuna güzel ahlaktan daha önemli bir şey veremez.” buyuruyor.

Öğrenme, bilgiye ulaşma süreci sadece okulda değil, doğumla başlayıp bütün hayat boyunca devam etmelidir. Her zamanın ve yaşın eğitim ihtiyacı farklıdır. Bilgiyi kaynağından öğrenen kişiler başkalarından duydukları bilgiye göre değil, kendi bilgi ve kararlarına göre yaşarlar.

 

Hurşit EKİNCİ

Eğitimci-Yazar