Değerler Eğitimi: Özgüven

0
3610

 

Bazen kendi kendimize; eksik ya da hatalı olduğuna inandığımız söz ve davranışlarımız hakkında, “ şöyle deseydim,  şöyle yapsaydım…  Daha iyi olurdu “ şeklinde hayıflanmalarımız olur. Bu hayıflanmalar ne ilk ne de son olur. “Bir daha aynı hatayı yapmam “dersin, yine de yaparsın. Gün olur bildiğin şeyleri bile anlatamazsın. Utanırsın, sıkılırsın, bazen çekingen olursun…

Bazen bulunmuş olduğun ortamda bildiğin şeyleri konuşmak istersin, ancak bir türlü cesaret edipte konuşamazsın. Bazen kendi kendine “bu sefer olmadı, bir dahaki sefere olacak” diye kendini teselli etmeye çalışırsın. “Bir dahaki sefere” tesellisi yıllarca sürüp gider…

Bazen bir topluluğa karşı konuşmak zorunda kalırsın, ancak heyecandan terlersin, ağızın dilin kurur, istediğin gibi konuşamazsın. Bildiklerini de unutursun. Her seferinde, yaptığın hataları  “bir daha yapmamaya” karar verirsin… Gün olur aynı hataları yine yaparsın.  Bazen yıllar geçse de yine de olmak istediğin gibi olamazsın…

Bazen bulunduğun bir toplantıda aklına harika fikirler gelir, bir türlü söz alıp ta konuşma cesaretini kendinde bulamazsın. Kendini istediğin gibi ifade edemezsin. Bazen otoritenin karşısında kendini savunmaktan veya fikrini söylemekten çekinirsin.

Bazen heyecanımızı yenemediğimiz için yapmış olduğumuz küçük bir kusurdan dolayı uzun süre pişmanlık duyarız. Bazen yapmamıza engel olamadığımız,  sonradan pişmanlık duyduğumuz, “ şöyle yapsaydım daha iyi olurdu ” dediğimiz davranışlarımız devam edip gider.

Nedeni ne olursa olsun bir kişinin bulunduğu ortamda kendisini istediği gibi ifade edememesi, düşüncelerini söyleyememesi, bazı davranışlarda bulunma cesaretini gösterememesi… İnsanın kendine olan güven duygusunu, moralini ve motivasyonunu bozar.

Bazen yapmış olduğumuz bu hatalar psikolojimizi de bozabilir. Günlerce zihnimizi meşgul eder. Kendimize olan güvenimizi sarsar. İçin için kendimizi yer bitiririz. Sorunumuzu kimseyle paylaşamayız veya paylaşma cesareti gösteremeyiz. “Beceriksizliğimizi ifşa ediyormuşuz “ düşüncesine kapılırız. Hatalarımızı veya eksikliklerimizi kabullenmek istemeyiz…

Bazı anne ve babalar, “çocuğum derslerinde çok başarılı ancak içine kapanık, sorarlarsa cevap veriyor, sormazlarsa arka planda kalıyor. “ ne yapabilirim? diye soruyorlar.

İnsanların kendilerini ifade edememeleri, fikirlerini savunamamaları… Hayatta istedikleri başarıyı elde etmelerine engel olur. Kişi ne kadar bilgili olursa olsun kendisini ifade edebilme becerisini göstermesi çok önemlidir. İnsanlar birbirlerini yaptığı işlere, duyduklarına ve gördüklerine bakarak değerlendirir.

İnsanların istediği gibi davranmasını ve kendisine olan güvenini etkileyen duygulara özgüven eksikliği deniyor.

Özgüven, bireyin kendi yeteneklerini, güçlü ve zayıf yönlerini bilmesi ve kendine güvenmesidir. Kısaca özgüven, bireyin bir işi yapabileceğine inanma ve kendisine güven duygusudur.

İki çeşit özgüvenden söz edebiliriz: Birincisi iç özgüven, ikincisi dış özgüvendir.

İç özgüven: Kendimizi olduğumuz gibi kabul etme, kendimizden memnun olma, kendimizle barışık olduğumuza dair inancımız ve bu konuda hissettiklerimizdir. İç özgüvenin yüksek olmasında kişinin kendi yeteneklerini, başarılarını, duygularını, zayıf ve güçlü yönlerini bilmesi önemli bir etkendir.

İç özgüveni yüksek olanlar:  Kendilerini severler.  Kendileri ile barışıktırlar.  Kendilerine açık hedefler koyarlar. Pozitif düşünürler. Olumsuzlukları dert etmezler.

Dış özgüven: Dışarıya karşı, kendimizden emin olma şeklinde verdiğimiz görüntü ve davranışlardır. Dış özgüvenin yüksek olmasında kişinin bilgisi, becerisi, kendisine olan güveni, insanlarla olan ilişkileri ve hayat tecrübeleri önemli rol oynar.

Dış özgüveni yüksek olanlar: Güçlü İletişim kurarlar. Kendini ifade edebilme becerileri yüksektir. Duygularını Kontrol edebilirler. Büyük hedefleri vardır.

Özgüven nasıl kazanılır:

Çocuklar sahip oldukları özgüvenin % 70’ ini  ailede kazanırlar. Özgüven bir bilgi değildir, artan ve azalan bir duygudur. Özgüven, bireyin bir işi yapabileceğine inanma ve kendine güvenme duygusudur.

Çocuk anne ve babasını model alır. Onların söylediklerinden çok yaptıklarına ve davranışlarına bakar. Çocuğa özgüven kazandırmak için daha küçük yaştan itibaren sorumluluk verilmelidir. Çocuklara kendi yemeğini yiyebilme imkanı sağlanmalıdır. Çocuk yemeğini bir müddet dökebilir ancak zamanla dökmemeyi öğrenir.  Çocuğun kendine ait sandalyesi olmalıdır.

Uzmanlar, çocuğun tuvalet eğitimi döneminde fazla disiplinli olmanın çocukta çekingenliğe sebep olduğunu, fazla serbest bırakmanın çocukta şımarıklığa sebep olduğunu belirtmektedirler. Normali tatlı sert olunmalı, yani sözlü ve fiili şiddet uygulamadan iyi ve kötünün ne olduğunu anlatarak davranış sınırları belirtilerek öğretilmelidir.

Çocuğa yaşına uygun olarak  kendi elbiselerini seçme  giyebilme imkanı verilmelidir Oyuncaklarını, eşyalarını  ve odasını düzenlemesi teşvik edilmelidir. Çocuğa kendi başarısının verdiği mutluluğu tatma imkan verilmelidir. Anne ve baba sadece gerektiğinde rehberlik etmelidir.

Okula giden çocukların ödevlerini kendilerinin yapması sağlanmalı, gerekirse rehberlik edilmelidir. Çocuk kendi çantasını kendisi taşımalıdır. Çocuğun bağımsız olarak kendi işini yapmaya alışması gerekir. Gerektiğinde kendi sorunlarını da kendisinin çözmesine fırsat verilmelidir. Fazla korumacı olunmamalıdır.

Çocukların özgüvenini kazanabilmeleri için; evde aile saatleri yapılmalı. Aile saatlerinde çocuklara kendi yeteneğini gösterme fırsatı verilmeli,  sesli olarak kitap okutturulmalı ve bazı konularda kendi görüşlerini açıklama fırsatı verilmelidir. Bütün bunları oyunun bir parçası gibi yapmak faydalı olur. Unutmayın 0- 8 yaş gurubundaki çocuklar her şeyi oyun olarak algılar. Evde yapılacak aile saatlerinde takımlar arasında yarışmalar yapılmalıdır. Bazen çocuklar yarışmada rakip olarak alınmalı, küçük zaferler kazanmasına müsaade edilmelidir. Başarıların tebrik edilmesi çocukların kendine olan güven duygularını artırır.

Zaman zaman çocuklara yaşına göre aile ile ilgili sorumluluklar verilmelidir. Çocuk markete veya pazara bir şeyler almaya gönderilmelidir… Evde iş bölümü yapılarak küçük sorumluluklar verilmelidir.

Çocuk hata yaptığında eleştirilmemeli, aşağılanmamalı, umutsuzluğa düşürülmemeli, yüreklendirilmeli ve başarabileceğine inandırılmalıdır. Kimse doğuştan bir işin nasıl yapılacağını bilmez, zaman içinde öğrenir.

Yetişkinlerde özgüveni artırmak için yapılması gereken çalışmalar:

Çocuklarda özgüven alanı daha geneldir. Yetişkinlerin görevlerinde başarılı olabilmesi için bazı alanlarda daha fazla özgüvene ihtiyacı vardır.

Kişinin kılık kıyafetinin düzgün ve bakımlı olması önemlidir. Eğer bir tolumda konuşma yapılacaksa hazırlıklı gidilmesi ve ayna karşısında prova yapılması kişinin kendine olan güvenini artırır.  Başkalarını gözünde büyütmemeli. Başarılı insanların tecrübelerinden istifade etmeli, alanında başarılı olmuş insanların biyografilerini okumalıdır.

Düzenli olarak spor yapmak, sosyal ve kültürel faaliyetlerde bulunmak, sosyal sorumluluk projelerinde görev almak kişinin bilgisini, tecrübesini ve özgüvenini artırır.

Kişinin yaşı ve konumu ne olursa olsun övgüye ihtiyacı vardır. Kişinin yaptığı bir işten dolayı tebrik edilmesi onun özgüvenini artırır.

Birey bir konuda “ben bu işi yapamam” dememeli, en kötü ihtimal “yapmaya çalışırım “ demelidir. Eğer ben bu işi yapamam derse kişinin yapamayacağı işler listesi kabarmaya başlar. Gün olur kendisine güvensiz bir insan olabilir.

Güzel örnekler okunmalıdır. Tarihin gördüğü en büyük hatiplerden biri olan Çiçero başlangıçta peltek ve düzgün konuşamayan biri imiş. Hatip olmaya karar verince; her gün deniz kenarına gidiyor ve saatlerce konuşuyor… Gün oluyor Roma İmparatorluğunun resmi elçisi oluyor.

Aşırı özgüven bazen zararlı olabilir. Kendisine aşırı güvenen biri, eksikliklerini görmez,  kendisini yenileyemez, kapasitesinin üzerinde iş yapmaya kalkar ve başarısız olabilir.

“Hiç kimse mükemmel değildir” fikrine olunmalı. Kazanmış olduğumuz başarıları hatırlamak kendimize olan güvenimizi artırır. Kendimize ve  yeteneklerimize  güvenmeliyiz.

Bazen insanın özgüvenini inandığı değerler, içinde bulunduğu şartlar ve sorumluluk duygusu  artırır.

Her şeye atılmak, her şey hakkında fikir beyan etmek… öz güveni yüksek  anlamına gelmez. Özgüven sahibi yerinde konuşur, yerinde müdahale eder ve kendine yakışanı yapar…

Özgüven önemli bir kişisel özelliktir; yaşamla baş etmemizi ve sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmemizi sağlar ve zorluklara dayanmamızı kolaylaştırır

Özgüvene olumsuz etki eden faktörler

Sürekli dövülen, aşağılanan, hataları yüzüne vurulan, kendisine sorumluluk verilmeyen, eleştirilen, kendisinin yapması gereken işleri anne ve babanın yaptığı çocuk kendine güvensiz biri olarak yetişir. İlkokul çağına gelmiş bir çocuğun yemeğini annesi yediriyorsa, çocuk hala en basit konularda bile anne ve babasına muhtaç durumda ise sorun var demektir.

Anne ve babanın “sen yapamazsın, sen yiyemezsin, sen giyemezsin, sen bilmezsin… “ şeklindeki davranışları çocuğun özgüveninin gelişmesini etkiler, çocukta anne ve babaya bağımlılık artar. Bağımsız hareket etmekten, karar vermekten korkar. Sürekli anne ve babanın yardımına ihtiyaç duyar. Bağımsız hareket edebilme yeteneğini geç kazanır. Ben yapamam, ben beceremem korkusuyla yaşar. Hep birilerinin yardımına ve gölgesine ihtiyaç duyar.

Bazı çocuklar birilerinin kendisine kızmasından, aşağılamasından, alaya alınmasından korktuğu için kendini göstermeye cesaret edemezler.

Ayrıca, korkularımız – hata yapma, beğenilmeme ve becerememe korkuları- utangaçlık/ çekingenlik, çevre, yaşam tarzı, aile ortamı … Özgüvenin artmasında veya azalmasında önemli faktörlerdir.

Utangaçlık/ çekingenlik; kişilere hükmeden, iş, okul ya da sosyal ortamlardan uzaklaştıran, ilişkilerden uzak tutan ve geri çeken bir duygudur.Utangaç/çekingen insanların bilgi ve becerileri yeterlidir, ancak ilk harekete geçmeyi başaramazlar. Tabiri caizse yerinde patinaj yapan araba gibidir. Teker diş tutsa gidecek…

Hayatta şuna da şahit oldum: Derslerinde başarılı ancak kendini ifade etmekten çekinen, sıradan bir insan olarak görünen birçok kişinin kendilerine görev verildikten sonra çok başarılı isler yaptığına şahit oldum.

 Özgüvenin öğrencinin okul başarısı ile fazla ilgisi yoktur. Öğrencinin kendi yeteneklerini sergileyememe ve kendini ifade edememesi  ile ilgilidir. Özgüven sahibi olmak, her şeyi mükemmel yapmak veya her konuda başarılı olunacağı anlamına gelmez.

Özgüveni yüksek insanlar: Bahane üretmezler, hatalarını kabul ederler ve hatalarından ders alırlar. Gerektiğinde risk alırlar. Bugünün işini yarına bırakmazlar. Başkalarının olumsuz düşüncelerinden etkilenmezler. İnsanları yargılamazlar. Kendilerini başkasıyla kıyaslamazlar. Herkesi memnun etmeye çalışmazlar, doğru olanı yaparlar.  Basit başarısızlıkla veya olumsuzlukla karşılaştıklarında vazgeçmezler. Harekete geçmek için kimsenin onayına ihtiyaç duymazlar. Okudukları veya işittikleri her şeye düşünmeden körü körüne inanmazlar…

Çocuğa özgüven kazandıracağım derken ipin ucunu da kaçırmamak gerekir. Bir anımı paylaşmak isterim: Üniversitede öğrenci olduğum yıllarda kardeşim  ortaokul son sınıfta okuyan başarılı bir öğrenci idi. Ancak içine kapanık, kendi halinde biri idi. Biraz sosyal olması için onu teakwondo kursuna yazdırdım. Haftada üç gün gidiyordu. İleriki yıllarda tatile geldiğimde kardeşimin haftada üç gün teakwondaya, üç gün de kungfuya gittiğini gördüm. Zamanla atletizm de bölge dereceleri aldığını ve okulun voleybol takım kaptanı olduğunu öğrendim. Biz onu dershaneye yazdırdık. Neredesin? diye sorduğumuzda İzmir’de müsabakalarda olduğunu söylüyordu. Kardeşimin öz güveni gelişmişti ama derslerini bırakmıştı. Sonuç: Üniversite sınavlarında beklediğimiz başarıyı gösteremedi… Yine de yapmış olduğu spor bir işe yaradı ODTÜ Beden Eğitimi bölümünü bitirdi.

İnsan kendisini değerli hissettirecek itici gücü bulmalıdır. İnsanlara kendilerini ispatlamaları için verilecek fırsatlar birçok yeteneğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

“İnsan servetini kaybederse bir şey kaybeder, arkadaşını kaybederse çok şey kaybeder, özgüvenini kaybederse her şeyini kaybeder.”

Hurşit EKİNCİ