VATANSEVERLİK

0
18

Vatanseverlik, kişinin vatanını, milletini, dilini, inancını, milli ve manevi değerlerini, tarihini, kültürünü sevmesi, koruması, yüceltmesi, yaşatması, kalkınması, muasır milletler seviyesine çıkması için elinden gelen her türlü çalışmayı yapması, her türlü fedakarlığı ve gayreti göstermesidir.

Vatanseverlik, ilimde, bilimde, teknolojide çağı yakalamak ve ötesine geçmek için çalışmaktır. Çalışırsa yapabileceğine inanmaktır. Vatanı için büyük hedef ve hayallere sahip olmaktır.

Vatanseverlik, ülkesinin kalkınması, güçlenmesi ve Dünya sahnesinde yücelmesi için kendi ülkesinde üretilen yerli malları kullanmayı tercih etmektir.

Vatanseverlik, ülkenin ihtiyacı olan bir konuda yetişmiş elemen olan birinin daha fazla para veya imkân sağlasalar bile ülkesinde kalmayı, ülkesi için çalışmayı tercih etmesidir.

Vatanseverlik başta son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, bağımsızlığımızın sembolü olan bayrağımıza, tarih boyunca atalarımızın kurmuş oldukları devletlerin sembollerine saygı duymak ve değer vermektir.

Vatanseverlik, tarih boyunca atalarımızı, onların kurmuş oldukları devletleri, onların göstermiş oldukları fedakarlıkları, cesaretlerini, kahramanlıklarını yaşamış oldukları coğrafyaları, medeniyetlerini öğrenmek, sevmek ve onları unutmamaktır.

Bir zamanlar imparatorluklar kurarak üç kıtada hakim olduğumuz coğrafyadan geri çekilirken o topraklarda kalmak zorunda kalan yakınlarımızı da hatırlamak, unutmamak, onlarla ilişkiyi koparmamaktır.

Vatanseverlik, en modern silahlarla donatılmış olan işgal güçlerinin donanmalarının boğazlarımızı geçemediği, yüzbinlerce şehidimize mal olan Çanakkale Destanını, Kurtuluş savaşımızı ve diğer savaşlarımızı unutmamak ve günümüze verilen mesajları almaktır.

Japonlar 1945 yılında, İkici Dünya Savaşında ülkelerine atılan iki tane atom bombası ile kayıtsız şartsız teslim oldular. İkinci Dünya Savaşından mağlup olarak çıkan Japonlar vatanseverlikleri ile, her gün 8 saat kendileri için, iki saatte devletleri için çalışarak kısa sürede, savaşın yaralarını sarmışlar, kalkınmışlar ve dünyanın en gelişmiş ve kalkınmış ilk on ekonomisi içine girmeyi başarmışlardır.

Almanya 1945 yılında, İkinci Dünya Savaşı sonunda kayıtsız şartsız teslim olmuş, ülkesi tamamen işgal edilmiştir. Almanların disiplinli çalışmaları ve vatanseverlikleri ile savaşın yaraları kısa sürede sarılmış, ülkeleri kalkınmıştır. Bugün Alman ekonomisi, dünyanın kalkınmış ilk on ekonomisi arasındadır.

Almanya’da yıllardır ikamet eden biri yakınımın Almanlar ile ilgili şöyle bir tespiti var; “Bir Alman, ihtiyacı olan bir malzeme Almanya’da üretiliyorsa; yurtdışından gelen bir malı mecbur kalmadıkça almaz, kendi ülkesinin ürettiği malzemeyi kullanır. Bir Alman Almanya’da üretilmeyen yabancı bir arabayı asla satın alıp binmez.”

Vatanseverlik, kendi tarihini, dilini, kültürünü, inancını, değerlerini bilmek, yaşamak, yaşatmak ve içselleştirmektir. Kendi dilini, tarihini, kültürünü, inancını kaybeden milletler vatan bildikleri aynı toprak parçası üzerinde de yaşasalar dahi asimile olmaya ve tarih sahnesinden silinmeye mahkumdurlar. Tarihimiz bunun acı örnekleri ile doludur.

İngiltere’de, ilkokuldan itibaren öğrencilerine İngiliz dilini, edebiyatını ve tarihini öğretiyorlar. Her öğrenciye, kendi edebiyatlarının en güzel örneklerinden olan William Shakespeare’in eserlerini; Hamlet, Othello, Romeo ve Juliet, Macbeth… eserlerini okutuyorlar.

Japonya’da ilkokul öğrencilerine öncelikle kendi kültürlerini, değerlerini, yaşantılarını, geleneklerini, nezaket kurallarını öğretiyorlar. “Hangi dünyada yaşıyoruz, el alem ne der.” diye düşünmüyorlar. Doğru olduğuna inandıkları kendi kültür ve yaşam biçimlerini devam ettiriyorlar. Aşağılık kompleksine kapılmıyorlar. Kendi kültürlerini, kendi aile hayatlarını yaşıyorlar.

Bizim öğrencilerimize öncelikle kendi dilimizi, tarihimizi, inancımızı, değerlerimizi, kültürümüzü; Mevlana’yı, Dede Korkut Hikayelerini, Nasrettin Hoca’yı, Hacivat ve Karagöz’ü öğretmeliyiz.

Vatanseverlik, kendi değerlerimizi, inancımızı, kültürümüzü, aile hayatımızı başkalarının karşısında aşağılık kompleksine kapılmadan yaşamaktır.

Tarih boyunca devletler, imparatorluklar kurmuş bir millet olarak tarihimizi iyi öğrenmeli ve onu yeni nesillere aktarmalıyız. Tarihimizin şeref levhaları öğrencilere öğretilmelidir.

Tarih öncelikle övünmek için değil, ders almak için okutulmalıdır. Tarihi olaylardan günümüze gerekli dersleri çıkarmalıyız. Devletlerin yükseliş ve yıkılışlarına neden olan olayları ve nedenlerini öğrenmeliyiz.  Tarih boyunca düşmanların hile ve tuzaklarını, günümüzdeki düşmanlarımızın hile ve tuzaklarını öğrenmeliyiz. Tarih boyunca atalarımızın yaptığı fedakarlıklar, kahramanlıklar… öğrencilerimize öğretilmelidir.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşını çıkartan Batılı Devletler; Birinci Dünya Savaşında 9,5 milyon insanın, İkinci Dünya Savaşında 65 milyon insanın ölümüne sebep olmuşlardır. Batılılar Afrika kıtasından 9 milyon insanı köle olarak Amerika kıtasına götürmüşlerdir. Kuzey Amerika kıtasının yerli halkı olan Kızılderililerin tamamına yakınını Batılı işgalci güçler tarafından öldürülmüşlerdir.

Batılı devletler: İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Almanya, İtalya, İspanya, Portekiz, Afrika kıtasından, uzak doğuya kadar sömürgeleştirdikleri topraklarda milyonlarca insanın ölümüne sebep olmuşlardır. Sömürgeleştirilen ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini ülkelerine taşımışlardır. Bugün bile o ülkelerin zenginlikleri sömürgeci devletlerce işletilmektedir.

Atalarımız, Doğuda Orta Asya’dan, Batıda Viyana önlerine, Kuzeyde Kırımdan, Güneyde Yemene kadar olan bölgede, üç kıtada devletler kurarak yüzyıllarca hâkim olmuşlardır. Atalarımız, savaş olmadığı zamanlarda hariç hiç kimsenin, canına, malına, namusuna dokunmamışlardır. Savaş zamanında bile çocuklara, kadınlara, yaşlılara, hastalara ve kendilerine silah çekmeyenlere dokunmamışlardır. Fethedilen topraklardaki gayrimüslimlerin inançlarını, ibadetlerini yerine getirmelerine kültürlerini yaşatmalarına engel olmamışlardır.

Üç kıtada hüküm süren, imparatorluklar kuran bir milletin evlatları ve onların torunları olarak geçmişimizi iyi öğrenmek, geleceğimizi geçmişimizden aldığımız derslerle, tecrübe ile kurmak zorundayız.

Bilim, teknoloji, ilim insanlığın ortak malıdır, nerede bulunursa alınmalıdır. Ancak milletlerin tarihleri, kültürleri, değerleri farklıdır. Bizim de geçmişte atalarımızın hayatını şekillendiren ve hayata yön veren, bizi biz yapan değerlerimiz vardır:

Milli değerlerimiz: Vatan, Bayrak, Milli Marşımız, dilimiz, kültürümüz milli değerlerimizdir. Milli değerler bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün sembolü, milletlerin varlıklarının ve bekasının kaynağıdır.

Manevi değerlerimiz: İnancımız, ana hakkı, baba hakkı, komşu hakkı, kul hakkı, sevgi, saygı, sabır, şükür, adalet, güzel ahlak, cömertlik, misafirperverlik, dürüstlük, helal lokma ve helal kazanç, yardımlaşma, paylaşma, diğerkamlık, …

Dini bayramlarımız; kırgınlıkların, dargınlıkların giderildiği, eş, dost, komşu, akrabaların, hastaların, yaşlıların ziyaret edildiği, kardeşlik duygularının pekiştiği, yardımlaşmanın, paylaşmanın, akrabalık ve dostluk bağlarının güçlendiği günlerdir.

Milli Bayramlar ülkemizdeki milli bilincin hatırlandığı günlerdir. Her bir milli bayramımız ayrı bir anlam ifade eder. Ülkemizin yaşadığı önemli olayları hatırlama günleridir.

Bu ülkeleri bizlere vatan olarak bırakan, bu uğurda şehit olan veya gazi olan atalarımızı rahmetle ve minnetle anmalıyız. Onların aziz hatıralarını yaşatmalıyız.

Atalarımızın başarılarını, bıraktıkları yazılı eserleri, tarihi yapıları korumalı, nesilden nesile aktarmalıyız.

Geçmişini iyi bilmeyen milletler, pusulası ve hedefi olmayan topluluklara benzerler. Geçmişimiz geleceğimizi şekillendirmede en önemli yol göstericimiz olmalıdır. Şehitlerimizi, gazilerimizi, bu toprakları bize bırakan ve bu uğurda her türlü fedakarlıklara katlanan atalarımızı rahmetle ve minnetle analım. Allah makamlarını cennet eylesin. Ruhları şad olsun.

Vatanseverlik sadece vatanını, tarihini, kültürünü, inancını, değerlerini korumak ve yaşatmak değildir. Vatanseverlik yaşadığı çağı iyi tanımak, kendisini yenilemek, ilimde, bilimde, teknolojide, ekonomide, sanatta, sporda…  her alanda çağı yakalamak ve ötesine geçmektir.

Vatanseverlik, insanlar arasında yardımlaşmayı, paylaşmayı, dayanışmayı artırmak, vatandaşlar arasındaki kardeşlik duygularını perçinleştirmektir. İnsanlar aynı hedefe, aynı duygularla yürürlerse; “ben değil biz”, “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için.” Derse gerçek anlamda birlik ve beraberlik olur.

Millet olarak başarıya giden yolda birlik olmamız başarının ilk ve en önemli şartıdır. Tarihte nice başarıları, nice sorunları, nice felaketleri birlik olduğumuz, olumsuzluklar karşısında kenetlendiğimiz için başarılı olmuşuzdur.

Vatanseverlik ülkenin karşılaştığı sel ve deprem gibi felaketlerde kenetlenmek, acıları paylaşmak ve yardımlaşmaktır. Vatanseverlik, vatanın/ülkenin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmek ve ona göre tavır ve tedbir almaktır.

Vatanseverlik, ülkenin karşılaştığı her türlü felakete karşı tek ses, tek yumruk olabilmektir. Ülkenin yaşadığı sevice de üzüntüye de ortak olabilmektir.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar birbirini anlar, dinler ve hep birlikte huzurlu, mutlu ve başarılı olarak yaşarlar.

Hurşit EKİNCİ

Eğitimci – Yazar