Değerler Eğitiminin Önemi

0
2102

Son yıllarda toplumun çekirdeği olan aile yapısının bozulduğu, ailede boşanmaların hızla arttığı, gençlerin olumsuz davranışlar sergilediği, bazı gençlerin uyuşturucu ve alkol bataklığına düştüğü, alkol ve uyuşturucu kullanımının küçük yaşlara kadar indiği, gençler arasında şiddet ve suç oranlarının arttığı, çeteleşmelerin başladığı, gençlerin gasp ve soygun gibi suçlara bulaştığı, bazı gençlerin  anne ve babasını öldürecek kadar canileştiği… bir toplumda yaşıyoruz.

Anneye, babaya, öğretmene, büyüklere sevgi ve saygının kalmadığı, akrabalık ilişkilerinin yok olmak üzere olduğu, kardeşlerin çıkarları yüzünden birbirlerine düştüğü, komşuluk ilişkilerinin yok olmak üzere olduğu, kişiye makamına ve mal varlığına göre değer verildiği, şerrinden korkulduğu için kişiye itaat edildiği, emanete ihanet edildiği… bir ortamda yaşıyoruz.

Toplumda hırsızlığın, sahtekarlığın, dolandırıcılığın,  hilekarlığın… çoğaldığı ve toplumun hızla bozulduğu , insanların menfaatleri uğruna bizi biz yapan değerlerimizden hızla uzaklaşmakta olduğu, çıkar odaklı ilişkilerin ön plana çıktığı…  bir dünyada yaşıyoruz.

Bizi biz yapan değerlerimizden uzaklaşmamız neticesinde: İnsanlar arasındaki sevgi, saygı, hoşgörü, paylaşım, yardımlaşma, kardeşlik…  üzerine olan ilişkiler yerini çıkar ilişkilerine bırakmaya başladı.

Toplumdaki bu bozulmanın temeline inildiğinde değerlerimizden uzaklaşmanın en önemli faktör olduğunu görüyoruz. Değerler, insanların duygularının, düşüncelerinin, tutum ve davranışlarının belirlenmesinde önemli rol oynar.

Okullarımızda çocuklarımıza bilgiyi öğrettik, ancak bilgiyi işleyecek değerlerimizi öğretmedik. Değerleri olmayan toplumlar kendi kültürlerinden uzaklaşmaya başlarlar. Kendi kültürlerini unutan toplumlar asimile olmaya mahkumdurlar.

Değerlerden uzak yetişen insanlar dünyaya ben odaklı bakmaya başladılar. İnsanlarla olan ilişkilerini çıkar üzerine kurdular. Çıkar elde etmek için her davranışı normal görmeye başladılar.

İnsanlar sevgiden uzaklaşıp birbirlerine çıkar odaklı yaklaştıkça birbirlerine olan güvenleri kayboldu. İnsanları mutlu eden, kardeşlik bağlarını güçlendiren değerlerimiz  zayıfladıkça toplumu birbirine bağlayan bağlar kopma noktasına geldi.

Yıllar önce yaşadığım bir anımı hiç unutamam: Bursa da bir lisede okul müdürü olarak görev yapıyordum. Vali yardımcısı olarak görev yapan bir hemşerim vardı . Acil olarak hastaneye kaldırıldığını duydum. Kendisini hastanede ziyaret ettim. Yaşlı karı kocaya çocuklarının niye gelmediğini sordum. Yaşlı kadın ağlayarak cevap verdi: – Bir tane oğlumuz vardı. Yıllar önce bir arkadaşımızın kızı ile evlendirdik. Yıllardır bayramlarda bile gelmez…  Bu insanların maddi hiçbir ihtiyacı yoktu.  Evlat sevgisine o kadar çok ihtiyaçları vardı ki, anlatamam.

Eskiden yeni doğan bir çocuk dede ve ninenin olduğu bir ortamda onların rehberliğinde onların tecrübesi ile büyür, İhtiyacı olan davranışları ve değerleri öğrenirdi. Şimdi ise; evlenen anne ve babalar çocuk yetiştirme konusunda gerekli bilgi ve tecrübeye sahip olmadıkları için çocuk yetiştirmede sorunlarla karşılaşıyor.

 Anne ve baba  çocuğunun maddi ihtiyaçlarını gideriyor. En güzel elbiseler alıyor. En güzel yemekler yediriyor. Çocuğu kendi haline oyuncaklarla, televizyonla, bilgisayarla ve sokakla  baş başa bırakıyor…

 Anne çocuğunun ihtiyacı olan her türlü eğitiminin sadece okulda verileceğini düşünerek çocuğuna karşı nasıl bir hata yaptığının farkında bile değil.

Annenin çocuk yetiştirme konusunda yeterli bilgi ve tecrübesi olmadığı için çocuğunu yetiştirmede yeterli olamıyor. Çocuk televizyon kültürü ile değerlerden uzak büyüyor. Değerlerden uzak yetişen çocuklar sorunlu ve  dünyaya  çıkar odaklı olarak yetişmeye  başlıyor.

Çocuğa değerlerin öğretildiği yer ailedir. Çocuğun duygu ve kişiliğinin geişmesinde anne, karakterinin gelişmesinde baba etkilidir. Anne sevgi ve şefkatin, baba güç ve otoritenin sembolüdür.

 Okullarda öğrenciye bilgi öğretiliyor. Bilgiyi davranışa dönüştüren karakterdir. Karakteri şekillendiren değerlerdir.

Değerler eğitimi ailede başlar ve şekillenir. Ailede çocuğun öğretmenleri anneler ve babalardır. Değerler anlatımdan çok, o değerleri yaşam biçimi haline getirmek suretiyle öğretilir.

 Mutlu bireyler,  güzel yarınlar, kalkınmış bir ülke  ve refah toplumuna ulaşmak için, değerlerimizi öğrenmeli ve yaşam biçimi haline getirmeliyiz. Çocuklarımıza  da değerlerimizi öğretmeli ve değerlerimizi yaşam biçimi haline getirmelerini sağlamalıyız.

Mutlu yarınlar için;  paradan, makamdan, maldan, diplomadan… daha önemli şeylerin de olduğunun farkına varmamızın zamanı gelmedi mi?

Hurşit EKİNCİ