Öğrenmenin Hayatımızdaki Yeri Nasıl Olmalı

0
2069

Bilgi güçtür. Bilgi sadece sahibine değil, kullanıldığında bütün insanlara fayda sağlar. Bilgi insanları karanlıklardan aydınlığa çıkartır. Bilgi yaşamı güzelleştirir, hayatı kolaylaştırır, beceri ve yetenekleri geliştirir. İnsanlar iyiyi doğruyu ve güzeli bilgi ile öğrenir. Faydalı bilgi değerinden bir şeyler kaybetmeyen, bitip tükenmeyen bir hazinedir.
İnsanların hayatı boyunca karşılaşacağı sorunları çözmede, mutlu ve huzurlu bir hayat sürmede, hayatı kolaylaştırmada, lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmede, kendini yenilemede… İhtiyaç duyacağı bilgileri öğrenmesi hayat boyu devam etmelidir.
Hayatımızda geçireceğimiz dönemler: Çocukluk ve gençlik dönemi, eğitim dönemi, çalışma hayatı dönemi, evlilik ( annelik- babalık) dönemi, yaşlılık ve emeklilik dönemi.
Mutlu bir hayat ve başarılı bir gelecek için her yaşın, her dönemin ihtiyacı olan bilgi, beceri ve yeterlilikler öğrenilmelidir. Nasıl bir hayat yaşamak istiyorsak ona göre ihtiyacımız olan bilgi ve beceriyi öğrenmeliyiz.
Bilgiyi, aldığımız eğitimden, okuduğumuz kitaplardan, dinlediğimiz konuşmalardan, sohbetlerden, hayatta edindiğimiz tecrübelerden, arkadaşlardan, internetten… Ediniriz.
Bilgiyi sadece gireceğimiz sınavlarda başarılı olmak için veya görevimiz olduğu için değil, hayatta ihtiyacımız olacağı için öğrenmeliyiz.
Bir zamanlar para ve silaha hakim olan toplumlar dünyayı şekillendirirken, günümüzde bilgiye hakim olan toplumlar dünyayı şekillendirmektedirler.
Önemli olan bilgi ile neler yapabildiğimiz değil, neler yapabileceğimiz olmalıdır. Denizi anlatıyoruz, denizden nasıl faydalanabileceğimizi anlatmıyoruz. Günümüzde bilgi sürekli olarak kendisini yeniliyor. Çoğu zaman öğrenci okuldan mezun olmadan bilgisi eskimiş olabiliyor.
Hiç düşündünüz mü? : Aldığımız eğitimin ne kadarı hayatımızda işimize yaradı? Hangi bilgiler eskidi? Hangi bilgiler hayatımızı kolaylaştırdı? Hangi bilgiler geçerliliğini koruyor? Öğrendiğimiz hangi bilgileri uygulamaya koyabildik? Bilgiden ne kadar bilgi ve katma değer üretebildik?
Bilgiye olan ihtiyacımızı fark etmeliyiz. Bilgiye ulaşmak için çalışmalıyız. Öğrendiğimiz bilgiyi analiz edebilmeli, bilgiden bilgi üretebilmeli, yorumlayabilmeli, değerlendirebilmeli, başkalarına iletebilmeli, problem çözme becerilerine sahip olmalıyız.
Bilgiyi kullanamazsak yeni bilgilere ihtiyaç duyamayız. Bilgi kullanıldıkça değeri artar.
İletişim teknolojilerinin çok hızlı gelişmesi bilgiye ulaşmayı daha kolay kılmıştır.
Bilgiye ulaşmada: İhtiyaçlarımızı belirlemek, bilgiyi aramak, bilgiyi bulmak, bilgiyi kullanmak, sentez yapıp değerlendirmek izlenecek adımlardır.
Hayatımızın dörtte biri okullarda, dörtte üçü hayat okulunda geçiyor. Maalesef hayatta en çok lazım olacak bilgileri okul hayatımızda öğrenemiyoruz. Okullarda öğretilen bilgilerin çoğu eski. Eğitim sistemi bilgiden bilgi üretmeye değil ezberciliğe dayalı. Ne kadar ezberci isen o kadar başarılısın demektir.
Eğitimin amacı, öğrencilere bilgi yüklemek değil, öğrencinin zihinsel gelişimine katkıda bulunmak olmalıdır. Önemli olan, öğrencilere tüm yaşamları boyunca kendilerini nasıl geliştirebileceklerini öğretmek, kısaca öğrenmeyi öğretmek gerekir.
Hayatımız boyunca öğrenmemiz gereken bilgi ve becerileri öğrenmek doğum ile başlar, ölüm ile biter. Yürümeyi, konuşmayı, paylaşmayı, okumayı, yazmayı, davranışlarımızı, sosyalleşmeyi, becerilerimizi, nezaket ve görgü kurallarını, yeme ve içme becerilerimizi… İhtiyacımız olan bilgileri ( iyi bir anne veya baba olmayı, evlilik ile ilgili bilgileri, işimiz ile ilgili bilgileri, sağlıklı yaşam ile ilgili bilgileri, aile ve çocuk eğitimi ile ilgili bilgileri…), Dinimiz (inançlarımız) ile ilgili bilgileri… öğreniriz. Bu öğrenme süreci hayatla birlikte devam eder ve hayatla birlikte sona erer.
İnsanın bilgiyi öğrenme süreci, okul yaşı, okul binaları, okullarda görülen eğitim süreci ile sınırlı olmamalı, hayat boyu olmalıdır. Öğrenme, doğumla başlayıp ölümle neticelenen bir süreci kapsamalıdır. Öğrenmenin yaşı yoktur. İnsan öğrenmeyi terk ettiği zaman manen ölür.
Nitekim Hz. Peygamber: “ Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz.” buyurmaktadır.
Bilgiyi öğrenmek ve onunla amel etmek/ hayata tatbik etmek, yaşadığımız sürece birinci önceliğimiz olmalıdır. Bilgiyi öğrenmek toplumun bireyleri olarak hem erkekler hem de kadınlar için ibadet olarak kabul edilmiştir.
“ İlim öğrenmek kadın ve erkek her Müslüman üzerine farzdır” (Hadis-i Şerif)
Bilgi sahibi insan ile cahil insan arasındaki fark, karanlık ile aydınlık gibidir. Allah (cc) Kuran-ı Kerim de bilen insanların bilmeyen insanlara göre üstün olduğunu belirtilmiştir.
“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer sûresi, 9)
“Allah içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir.” (Mücâdele sûresi, 11)
Allah (cc) Kuran-ı Kerim de Hz. Peygambere bilginin ( ilmin ) dışında herhangi bir şeyi kendisinde artırması için dua etmesini emretmemiştir.
“De ki: Ey Rabbim! İlmimi artır.“ (Taha suresi, 114)
Hz. Peygamber bilginin önemine işaret ederek: “Ya âlim/öğretmen, ya öğrenci, ya dinleyici veya bunları seven olun. Yoksa helak olursunuz.” “Bir saat ilim öğrenmek veya öğretmek, sabaha kadar ibadetten daha hayırlıdır.”
Hayatımız boyunca bilgiyi öğrenmek, öğretmek ve onunla amel etmek/bilgiyi eyleme dönüştürmek öncelikli görevimiz olmalıdır. Ailede zaman zaman topluca kitap okuyup değerlendirme yapmalı, aile fertlerine kitap okuma alışkanlığı kazandırmalı, bilgiden bilgi üretme yollarını çocuklarımıza öğretmeliyiz.
Hiç düşündünüz mü? Onlarca dizi, evlenme programları izliyoruz. Saatlerimizi televizyon başında geçiriyoruz. İzlediğimiz dizilerin, programların bizim bilgimizi artırmada, hayatımızı kolaylaştırmada ne gibi faydası olmaktadır? En kıymetli hazinemiz olan zamanımızı boşa harcadığımızın farkında mıyız? Bizimle aynı ortamı paylaşan çocuklarımıza kötü örnek olduğumuzun farkında mıyız? Zamanı en verimli şekilde geçirme alışkanlığını aile fertlerine öğretmemiz gerekmez mi?
İnsan arı gibi olmalıdır. Arı bal yapabilmek için her çiçekten kendisinin ihtiyacı olan malzemeyi bilir ve alır. Arının her çiçekten aldığı malzeme ile bal yapması gibi, insanda ihtiyacı olan bilgileri çeşitli kaynaklardan alıp hayatı kolaylaştıracak eylemlere dönüştürmelidir.
Tarih boyunca bilgiyi öğretenlere (alimlere/öğretmenlere) değer veren toplumlar tarih sahnesinde yücelmişlerdir. Bilgiye ve bilgiyi öğretenlere değer vermeyen toplumlar tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.
Bilgi insanlığın ortak mirasıdır, nerde bulursa oradan almalıdır. Bilgileri ile insanları aydınlatan Alimler insanlığın ortak değerleridir.
Tarih sahnesinde yüceldiğimiz dönemlerde saraylarda, vali konaklarında, köy odalarında… alimlerce sohbetler yapılmış, bu sohbetlere toplumun her kesiminden her yaştaki insanlar katılmıştır. Bilginin kıymetini bilen insanlar hiçbir dünyalık beklemeden bilgiye ulaşmak için ilim yolculuklarına çıkmışlardır.
Öğrendiğimiz bilgiyi hayatımızı kolaylaştırmak için eyleme dönüştürmeliyiz. Eyleme dönüştürmek, gücü elde etmektir. Eyleme dönüşmeyen bilgi taşıyıcısı üzerinde yüktür. Bilgiyi eyleme dönüştürmeyenler (bilgisi ile amel etmeyenler) kitap yüklü merkeplere benzetilmiştir. Alim, ilmini eyleme dönüştürendir. Gerçek bilim adamı, yalnızca bilgisiyle değil, eylemiyle de kendini ispat edendir.
Maalesef okullarımızda bilgi öğretiliyor ancak eyleme dönüştürülmüyor. Sadece ezberci bir eğitim ortamı var. Bilgiye sınavdan başarılı olana kadar ihtiyaç duyuluyor, sonra unutuluyor. Okula bilgiyi öğrenip hayatımıza tatbik etmek için değil, diploma almak için gidiliyor. Bazen diploma alanalar bir işe giremedilerse “ o kadar seneye yazık oldu, boşuna okuyup diploma aldık ” diye hayıflanıyorlar.
Bilgiyi kullanan insanların hem hayatları kolaylaşmış hem de huzurlu ve kalkınmış devletlerin vatandaşları olmuşlardır. Bilgiyi öğretenler (alimler/öğretmenler) yaşlandıkça toplumdaki saygınlıkları ve değerleri artmıştır.
Bir sabah yolda gidiyorum, baktım önümde giden lüks arabadakilerin arabada kahvaltı yaptıklarını anladım. Çünkü yediği şeylerin ambalajlarını yolun ortasına atıyorlardı. Bir an düşündüm: Bu insanlar ne kadar okul bitirirse bitirsinler… Diplomalarının onların yaşantısını değiştirecek bir fayda sağlamadığını anladım.
Bazen piknik alanlarına, parklara veya sahile gidiyoruz. Etraf kuru yemiş artıklarından ve çöplerden geçilmiyor. Bu insanların çevreye saygıları yok. Sorsam üniversiteyi derece ile bitirdiklerini anlatacaklardır.
Elimde imkan olsa çevreyi kirleten bu insanlara para cezası verirdim. Toplumun yararı için konulan kuralların uygulanmasını herkes takip etmeli, yanlış yapanlar uyarılmalıdır.
Almanya’da ikamet eden bir yakınım anlatıyor: “ Küçük oğlumla beraberce arabayla gidiyorduk. Birden önümüze yaşlı bir Alman kadın çıktı telaşlı bir şekilde bize el kol hareketi yapıyordu. Kadına yardım için arabayı durdurdum. Yaşlı kadın arabanın kapısını açarak bana öfkeyle “bu küçük çocuğu ön koltuğa oturtamazsınız, kurallara aykırı…” dedi. Bende çocuğa arka koltuğa oturttum. Türkiye de böyle bir tablo ile karşılaşsak nasıl hareket ederdik? siz düşünün.
Halk Eğitimi Merkezleri veya değişik kurumlarca açılan kurslar, katılımcısına meslek öğretmenin, el becerisi kazandırmanın yanında hayata tutunmasını ve kendisini geliştirmesini sağlamaktadır.
Halk Eğitimi Merkezimizin yılsonu sergisinde bir kursiyerimiz şöyle diyordu: “ Ben bu kursa gelmeden önce yeşil reçeteli ( teskin edici ) ilaçlar kullanıyordum. Bu kursa katıldıktan sonra ilaca ihtiyacım kalmadı.”
Bazen kurslarda edinilen beceri kişinin aile bütçesine katkı sağlamasına imkân sağlıyor. Kocasını genç yaşta kaybeden bir kadının dikiş dikerek altı çocuğunu da okuttuğunu ve onların üniversite tahsillerini tamamlayarak hayata atıldıklarını biliyorum.
Emekli olan insanların hayata tutunmalarını sağlamak için, onları meşgul edecek el becerisi kurslarına katılmaları onların daha sağlıklı ve huzurlu bir ömür geçirmelerini sağlayacaktır. Emekli insanların evlerine kapanıp hayattan kopmaları telafisi zor sıkıntılara yol açmaktadır.
Kitaplar en güzel kılıflara konup saklanmak veya kütüphane raflarında korunmak için yazılmamıştır. Kitaplar ne kadar çok okunur ve oradan elde edilecek bilgiler eyleme dönüştürülüp uygulanıp hayatı kolaylaştırırsa o kadar amacına ulaşmış olur.
Bilgi essiz bir hazinedir. Ona ulaşmak: Biraz istek, biraz çalışmak, biraz fedakârlık, biraz da dua ister.
Hakikat bir incidir. Hakikat incisine ulaşabilmek için eğitim gemisine binip bilgi denizine açılmak gerek.
Hurşit EKİNCİ