Değerler Eğitimi: Hatice Ananın Anıları 4 – Helal Lokma

0
1659

Hatice Ananın Anıları-4

Hatice Ana anlatıyor: “ Köyümüzde çocuklarımız bir yaşını doldurana kadar toprağa yatırılırdı. Özel hazırlanmış olan toprağı bir kap içinde ısıtır, beşiğin üzerine serilen beze yayar, bebeği yatırırken bacaklarına döker üzerini bağlardım. Toprak hem bebeği sıcak tutar, hem altını ıslattığında ıslaklığı emer,  idrarın vücuda zarar vermesini önlerdi. Bugünkü bebek bezinin görevini görürdü. Yıllardır yapılan bir gelenekti. Her toprak olmazdı. Köyde Eski Oluk denilen mevkide bulunan toprağı yazın eler, kurutur, çuvallara doldurur,  ihtiyaç olduğunda kullanırdım.

Kış mevsiminde bebeğin toprağını ısıtırken, içinden bozuk paralar çıkmaya başladı. Paraları topladım bir yere koydum. Evdekilere sordum, haberleri  yoktu. Zaman zaman evimize misafir gelir günlerce kalırdı. Acaba misafirler mi unuttu diye bekledim. Aradan bir zaman geçti gelen giden olmadı.

Bir gün evin avlusunu süpürürken komşumuz E. teyzenin üzgün bir şekilde gitmekte olduğunu gördüm. Nedenini sordum. Bana, “Hatice! Adem’im kaldı, İzmir’e gidemedi, gönderecek para bulamadım”, dedi. Oğlu askeri lisede okuyordu. E. Teyze, dur, geliyorum dedim. İçeriye giderek daha önce bir yere koyduğum paranın bir miktarını getirip verdim. E. Teyze çok sevindi. Sevinçten gözlerinin içi gülüyordu. Dualar ederek gitti…  O para ile E. Teyzenin oğlu eğitimine deva edebildi.

Aradan birkaç gün geçti. Yine evin avlusunda idim. Uzaktan köyümüzde çobanlık yapan kardeşlerin anneleri K. teyzenin üzgün bir şekilde gitmekte olduğunu gördüm. Önünü kestim. Hasta olup olmadığını sordum. Bana: “ Hatice! Üç gündür iki oğlum da aç. Kursaklarına bir lokma girmedi “, dedi. Orada beklemesini söyledim. Eve giderek kalan paradan 25 kuruş ayırdım, kalanını getirip K. Teyzeye verdim.  Kadın sevinerek, dua ederek gitti.

Bir müddet sonra ayırmış olduğum  25 kuruşa şeker alıp yedim.

Gece rüyamda, beyaz elbiseler giymiş insanlar bizim evin avlusuna geldiler.  Seten taşına binmişlerdi. Kâbe’ye gittiklerini söylediler. Beni de alın dedim. Beni de aldılar. Tarifi imkânsız bir mutluluk yaşıyordum. Köyümüzün Çataltepe mevkiine gelince durdular. Bana, “sen in “ dediler. İnmek istemedim. “Sen, sana ait olmayan o 25 kuruşu yediğin için seni götüremeyiz”, dediler ve beni aşağı attılar… İrkilerek uykumdan uyandım. Bana ait olmayan 25 kuruşla aldığım şekerleri yediğim için beni götürmemişlerdi. Helal olmayan bir lokmayı yediğimi anladım. Aslında şüpheli şeylerden bile kaçınmam gerekirdi. Çok üzüldüm…  O miktardan daha fazla bir parayı ihtiyaç sahiplerine verdim. Ancak o güzel rüyada yaşadığım duyguları unutamam.

Daha sonraki hayatımda yediğim ve çocuklarıma yedirdiğim her şeyin helal olmasına çok dikkat ettim. Her fırsatta çocuklarıma helal lokmanın önemini anlattım.”

Hatice Ana’nın eşi Durmuş Bey de, hayatı boyunca kazandığı ve yediği paranın helal olmasına çok dikkat eder, ailesine helal lokma getirmeye özen gösterirmiş.

Durmuş Bey atlarını tarlaya götürdüğünde,  başkalarının tarlasından ekin yemesin diye atın yularını boğazından çok sıkı olarak tutarmış. Yıllar sonra çalışmak için gittiği Almanya’da, Durmuş Bey’e maaşı haricinde bir miktar para verirler. Parayı niçin verdiklerini sorar,  “ yol parası” denilince, “Ben işyerine araba ile gelip gitmedim, bisikletim ile gidip geldim”,  der, parayı kabul etmez.

Allah (cc) Kuran-ı Keriminde: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin. Eğer siz yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin.” ( Bakara, 172)

Hz. Peygamber: ” Midesinde haram lokma olan kimsenin ibadetlerini Allah kabul etmez.” buyurmuştur.

Hz. Peygamber: ” İbadetlerinizin ve dualarınızın kabul olmasını istiyorsanız, hayırlı evlat istiyorsanız, evinizde huzur istiyorsanız; yediğiniz lokmanın helal olmasına dikkat ediniz”

Hz. Peygamber: “Ya Ali! …Şüpheli şeyleri yiyenin dini örtülü, kalbi kara olur. Haram yiyenin kalbi ölür. Dini köhne, yakîni zayıf, duası perdelenmiş olur, ibadeti azalır.” Buyurmuşlardır.

” İlim de hikmet de helal lokmadan doğar. Aşk da merhamet de helal lokmayla meydana gelir. Hasede, hileye, cehalete ve gaflete sebep olursa bil ki o lokma haramdır. Hiç buğday ekilip de  arpa hasat edildiğini gördün mü? “   (Mevlana)

Helal Lokma, alın teri, el emeği ile meşru yollardan hak ederek kazanılan veya helal yollardan elde edilen parayla alınan yiyeceğe, giyeceğe…  Helal lokma denir.

Daha geniş anlamı ile helal lokma,  ilahi kurallara uygun olarak; yapılması veya yenip içilmesi yasaklanmayan ve meşru yollarla elde edilen;  yiyecek, giyecek, içecek, kıymetli eşya, ev, araç… Kısaca insanın ihtiyacı olan her türlü maldır.

İnsanın hayatında, güzel yemek, güzel giyinmek, güzel yaşamak en büyük zafiyetlerinden biri dir. Bazen insanlar zafiyetlerine ulaşmak için itibarlarından kaybederler, ancak kaybettiği şeylerin farkında olmazlar.

Çocuklarımıza, helal lokmanın önemini ve yaşam biçimi haline getirmelerini,  ailedeki yaşam tarzımızla, sözlerimizle, anlatacağımız güzel hikâye ve kıssalarla öğretebiliriz.

Atalarımız ne güzel demişler: “ Sofrada elini, mecliste dilini kısa tut.” “ Deveyi uçurumdan aşağı atan bir tutam ottur.”

Hurşit EKİNCİ