Hikayelerle Değerler Eğitimi: Ayıplamak/Horgörmek

0
2250

 

Hatice Ana’nın bizzat yaşayıp, yakınları ile paylaştığı anılarını sizlerle paylaşmak istiyorum:

Hatice Ana, köyde komşusu A. Hanımla çocuklar yüzünden tartışırlar. Bir müddet sonra eve gelen A. amca,  eşi A. Hanımı morali bozuk görünce nedenini sorar. A. Hanım, Hatice Ana ile çocuklar yüzünden tartıştığını söyler. A. amca sesini yükselterek “ Onu da mı adamdan sayıyorsun? Kağnı gibi devrilip gider.” der. Hatice Ana topaldı. Bu bedensel özrü yüzünden A. amca tarafından ayıplanıyordu.

Evinin avlusunda abdest almakta olan Hatice Ana, A. amcanın sözlerini duyunca üzüldü ve gözleri yaşardı. Allah’a seslenerek şöyle dedi:” Ya rabbi! Beni sen mi yarattın, yoksa bu mu yarattı?” Benim topal olmamı ayıplıyor.

Bir müddet sonra A. amca çalışmak için Belçika’ya gider. Bir maden ocağında çalışmaya başlar. Bir gün yerin yüzlerce metre altında çalışırken bir kalas bacağına isabet eder ve bacağını parçalar. Yedi yıl Belçika da hastanende yatar. Sayısız ameliyatlar geçirir. Yıllar sonra köyüne döndüğünde Hatice Ana’nın yanına gider ve ona şöyle der: “Yerin yüzlerce metre altında madende çalışırken, o kalas bacağımı parçaladığında sana söylediğim o söz aklıma geldi  (“ Onu da mı adamdan sayıyorsun? Kağnı gibi devrilip gider.” ) der. A. amca hatasını anlamıştır. Helalleşirler.

Hz. Peygamber: “ Bir insan birini ayıplasa, ayıpladığı şey başına gelmeden ölmez” buyuruyor.

Bir arkadaşım anlatmıştı: “ Adapazarı’nda görev yaparken kayın peder ve kayın validem ziyaretimize geldiler. Akşam olunca yataklarını yaptık. Kayın peder altına yün yorganı iki kat ederek sermemizi istedi. Bir anda çok şaşırdım, ancak bir şey diyemedim. Çünkü bizim yetiştiğimiz aile terbiyesine göre yorganı çiğnemek, üzerine yatmak hoş karşılanmazdı. Hele yastığa basmak, çok kötü olarak kabul edilirdi.

Aradan zaman geçti. Bir kış günü evde yalnızdım, hava soğuktu. Yatağı yaptım, birden aklıma yatağın üzerine yün yorgan serme fikri geldi. Yün yorganı serip yattığımda kayın pederimi ayıpladığım aklıma geldi… Ayıpladığım şeyi kendim yapmıştım.“ İnsanları değerlendirirken yaşadığı çevreyi ve küitürü de dikkate almak daha az hata yapmamızı sağlar.

İnsanların doğuştan olan özürleri ayıp değildir. İnsanların iradeleri dışında yapmış olduğu davranışlar ayıplanmamalıdır. İnsanların olumsuz olarak gördüğümüz davranışlarına değil, onun nedenlerine bakmak daha sağlıklı değerlendirmemizi sağlayacaktır. Bir topluma göre normal olan bir davranış, başka bir topluma göre ayıp olarak kabul edilebilir. İnsanların içinde bulunduğu şartlar, çevre ve yetiştiği kültür farklı davranışlara sebep olabilir.

Yıllar önce Çankırı’nın Orta ilçesinde öğretmen olarak görev yaparken bir kız öğrencimin çok hırçın olduğunu ve diğer kız öğrencilerden uzak durduğunu fark ettim. Nedenini araştırdım. Bacaklarından dört defa ameliyat olmuş, yine de topallıyordu. Yanıma çağırıp konuştum. Kendisine: “Allah insanı en güzel şekilde yaratmıştır. ”     ( Tin suresi, 4). Bedensel özrün utanılacak bir kusur olmadığını… söyledim. Bir müddet sonra Fatma Y. nın arkadaşları ile kaynaşıp normal bir insan gibi oynadığını,  insanlarla iletişim kurduğunu gördüm.

İnsanların yaratılışlarından kaynaklanan özürleri veya güzellikleri, onların diğer insanlara üstün olduğu veya aşağı olduğu anlamına gelmez. Her insanın güçlü yanları olduğu gibi zayıf yanları da vardır. İnsanlar güçlü yanlarını ön plana çıkarırlarsa daha mutlu olurlar.

Atalarımız ne güzel demişler: “ İnsanın güzelliği çiçeğe benzer mevsimliktir, solar gider. Ahlakın güzelliği şafağa benzer her gün yeniden parlar.”

Hz. Aişe, Hz. Peygamberin diğer hanımı hakkında kısa boylu anlamına gelen bir söz söyler. Hz. Peygamber bu davranışından memnun olmayarak ondan yüz çevirir ve Hz. Aişe’ye der ki. “Ya Aişe! Bana karşılığında dünyaları verseler bir kişi hakkında onu duyduğu zaman hoşlanmayacağı bir vasıfla anmam.”

Her insan özeldir. İnsanların kalbini kırmak,  İnsanların olumsuz taklidini yapmak, onları küçümsemek, kaş göz işareti ile alaya almak, onlara olumsuz isim takmak insanlar arasındaki güveni ve dostluğu zedeler.

Atalarımız ne güzel söylemişler: “ Bu kadar kusur kadı kızında da olur.”, “ Her güzelin bir kusuru vardır.”, “ Güzellik arayan güzellik bulur.”, “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen mutlu olur.”

Nitekim Hz Peygamber bu konuda şöyle buyurmuştur: “ İnsanlar kendi hata ve kusurlarını bilselerdi utancından başkasının yüzüne bakamazdı.”, “ Erdemli insan odur ki, kendi hata ve kusurları ile uğraşmaktan başkalarının hata ve kusurlarını aramaya vakit bulamayandır.” Kuran-ı Kerimin ilahi mesajı ile bitirelim:

 “Arkadan çekiştirmeyi ve kaş-gözle alay etmeyi alışkanlık haline getirenlerin hepsinin, vay haline!” ( Hümeze suresi, 1)

İnsanlar kendilerine verilenlerden hesaba çekileceklerdir. Verilmeyenlerden değil.

Hurşit EKİNCİ